Kurumsal Kimlik Nedir? Marka Dilinin Bileşenleri
Kurumsal kimliğin logodan farkını, renk ve tipografi seçimini, kimlik kılavuzunun içeriğini ve küçük bir işletme için asgari seti anlatan başlangıç rehberi.

Kalıcı rehber
Marka konu başlığı
Kurumsal kimlik nedir, logodan farkı nedir?
Kurumsal kimlik, bir işletmenin kendini görsel ve dilsel olarak nasıl tanıttığının kurallı bütünüdür. Logo, renk paleti, yazı tipi, fotoğraf tarzı, ikon dili ve konuşma tonu bu bütünün parçalarıdır. Amaç estetik değil tanınırlıktır; müşteri adınızı okumadan bile bir afişin, bir sosyal medya gönderisinin ya da yoldan geçen bir aracın size ait olduğunu sezebilmelidir. Bu tanınırlık tesadüfle oluşmaz. Hangi rengin nerede kullanılacağı, başlıkların hangi yazı tipiyle yazılacağı, fotoğrafların nasıl seçileceği ve logonun etrafında ne kadar boşluk bırakılacağı önceden karara bağlanır. Kimlik çalışması tam olarak bu kararların verilmesi, örneklenmesi ve yazıya dökülmesi işidir. Kararlar yazıya geçmediği sürece elinizde kimlik değil, birbirinden bağımsız birkaç güzel tasarım bulunur.
Logo ile kimliği birbirine karıştırmak en sık rastlanan yanlıştır. Logo kimliğin yalnızca bir parçasıdır; imza gibidir ve tek başına kişiliği anlatmaz. Elinizde güzel bir logo olsa bile broşürünüz bir tarzda, sosyal medyanız başka bir tarzda, tabelanız bambaşka bir tarzda görünüyorsa ortada kimlik yok demektir. Kimlik, logonun etrafındaki her şeyin aynı mantıkla kurulmasıdır. Bir işletmenin görsel malzemelerini masaya yan yana dizdiğinizde aynı ailenin üyeleri gibi durmaları gerekir; biri diğerine yabancı geliyorsa düzen kurulmamış demektir. Aradaki fark, tek bir kartvizit tasarlatmakla kalıcı bir düzen kurmak arasındaki farktır. Birincisi tek seferlik bir iştir, ikincisi ise sonraki bütün işlerin nasıl yapılacağını belirler.
Kimlik aynı zamanda içeriden dışarıya doğru çalışan bir araçtır. Personel yeni bir sunum hazırlarken, bayi kendi bölgesi için afiş bastırırken ya da bir tasarımcı reklam görseli üretirken hep aynı kurallara bakar. Kurallar yazılı değilse her yeni malzeme sıfırdan tartışılır, zaman kaybedilir ve ortaya çıkan sonuçlar birbirini tutmaz. Kimlik kılavuzu bu tartışmayı bir kez yapıp sonuca bağlar ve tartışmayı her seferinde yeniden açmayı gereksiz kılar. Küçük ekiplerde bile bu düzen işe yarar, çünkü işi yürüten kişi değiştiğinde markanın görünüşü değişmez. Kurumsallık dediğimiz şeyin görünen yüzü büyük ölçüde budur; büyüklükle değil, tutarlılıkla ilgilidir ve tek kişilik bir işletmede de kurulabilir.
Renk paleti nasıl seçilir, renklerin anlamı nedir?
Renk, kimliğin en hızlı algılanan parçasıdır; okuyucu yazıya bakmadan önce rengi görür ve ilk izlenimini oradan alır. Palet genellikle bir ana renk, bir ya da iki destek rengi ve nötr tonlardan oluşur. Ana renk markayı temsil eder ve az ama vurgulu kullanılır; nötr tonlar ise zeminlerde, metinlerde ve boşluklarda çalışır. Palette çok fazla renk bulundurmak tanınırlığı azaltır, çünkü hiçbiri baskın hâle gelemez ve akılda kalacak tek bir ton oluşmaz. Sağlıklı bir palet, hangi rengin zemin, hangisinin metin, hangisinin buton ya da vurgu olduğunu da söyler. Renkleri seçmek tek başına yetmez; nerede, ne oranda ve hangi renkle birlikte kullanılacaklarını tarif etmek gerekir.
Renklerin taşıdığı çağrışımlar kültüre ve sektöre göre değişir. Sağlık alanında serinlik ve temizlik hissi veren tonlar, gıdada iştah açan sıcak tonlar, teknolojide sakin ve teknik duran tonlar sık tercih edilir. Ancak bu eğilimler kural değildir; bir sektörün tamamı aynı renge kaydığında farklılaşmak için tersini yapmak daha akıllıca olabilir ve markanın raftaki ya da ekrandaki görünürlüğünü artırabilir. Renk seçerken hedef kitlenin beklentisi, işin ciddiyeti ve çevredeki genel görünüm birlikte değerlendirilir. Duygusal çağrışım kadar pratik soru da önemlidir. Bu renk küçük bir tabelada uzaktan seçilir mi, ekranda uzun süre bakıldığında gözü yorar mı, tek renk baskıda ayırt edilebilir mi?
Her rengin teknik karşılığı yazılı olmalıdır. Ekran için ışık temelli karşılıklar, baskı için mürekkep temelli karşılıklar, tek renk baskılarda ve tabelalarda kullanılacak nokta renk karşılıkları ayrı ayrı belirtilir. Aynı renk ekranda parlak görünürken baskıda mat ve soluk çıkabilir; bu fark önceden bilinirse matbaadan gelen çıktı sürpriz olmaz. Ayrıca metin ile zemin arasındaki karşıtlığın yeterli olması gerekir. Açık gri zemin üzerine açık gri yazı estetik görünse de okunmaz ve erişilebilirlik açısından ciddi sorun yaratır; az gören kullanıcılar için bu metin yok hükmündedir. Rengi seçerken en zor koşulu düşünmek, yani en küçük yazıyı ve en kötü ışığı hesaba katmak, sonradan yapılacak düzeltmeleri ortadan kaldırır.
Tipografi: yazı tipi seçimi ve hiyerarşi
Yazı tipi, markanın ses tonunun görsel karşılığıdır. Köşeli ve geometrik bir yazı teknik ve net durur, yumuşak hatlı bir yazı sıcak ve davetkâr hissettirir, tırnaklı yazılar köklülük ve ciddiyet çağrıştırır. Seçim yaparken beğeni kadar işlev de belirleyicidir ve Türkçe için ayrı bir kontrol gerekir. Yazı tipinin Türkçe karakterleri eksiksiz desteklemesi şarttır; şapkalı harfler, yumuşak g ve noktasız ı gibi karakterlerin bozuk çıktığı ya da hiç bulunmadığı bir yazı tipi, ne kadar güzel olursa olsun kullanılamaz. Bu kontrol yapılmadığında sorun genellikle ilk baskıda ortaya çıkar. Ayrıca kalın, normal ve ince gibi farklı ağırlıkların bulunması, ileride başlık ile gövde arasında hiyerarşi kurmayı kolaylaştırır.
İki yazı tipi çoğu iş için yeterlidir; biri başlıklar, diğeri gövde metni için. Bazı markalar tek bir aileyi farklı ağırlıklarla kullanarak da güçlü ve sakin bir düzen kurar. Önemli olan kullanılan yazı tipi sayısı değil, kuralın net olmasıdır. Başlık hangi boyutta, alt başlık hangi boyutta, gövde metni hangi boyutta olacak ve satırlar arasında ne kadar boşluk bırakılacak? Bu ölçüler yazılı hâle getirildiğinde her yeni tasarım aynı ritmi taşır ve farklı kişiler tarafından hazırlansa bile birbirine benzer. Okunabilirlik açısından gövde metninin çok küçük olmaması, satırların da aşırı uzamaması gerekir; göz çok uzun satırlarda bir alt satırın başını bulmakta zorlanır ve okuma yavaşlar.
Yazı tipinin lisansı ayrı bir konudur ve çoğu zaman hiç konuşulmadan atlanır. Ücretsiz görünen bir yazı tipi yalnızca kişisel kullanıma açık olabilir; ticari kullanım, web sitesine gömme ve mobil uygulama içi kullanım için ayrı izinler gerekebilir. Web sitesinde kullanılacaksa yazı tipinin site üzerinden hızlı biçimde sunulabilmesi de önemlidir, çünkü ağır yazı tipi dosyaları sayfanın açılmasını geciktirir. Kimlik kılavuzunda hem yazı tipinin tam adı hem de nereden temin edileceği yazılırsa, tasarımcı değiştiğinde iş yeniden başlamaz ve kimse yaklaşık bir benzerini aramak zorunda kalmaz. Bir de yedek yazı tipi belirlemek, lisansın bulunmadığı ortamlarda düzenin tamamen bozulmasını engeller.
İkon dili, grafik desenler ve fotoğraf yaklaşımı
İkonlar ve grafik ögeler kimliğin sessiz parçalarıdır ama tutarsızlıkları en çabuk göze batan yerdir. Bir sayfada ince çizgili ikonlar, diğer sayfada dolu ve renkli ikonlar kullanmak bütünlüğü anında bozar. İkon setinin çizgi kalınlığı, köşe yuvarlaklığı, kutu ölçüsü ve ayrıntı düzeyi tek bir mantığa bağlanmalıdır. Aynı şey arka plan desenleri, çerçeveler ve ayırıcı çizgiler için de geçerlidir. Bu ögeler markanın logosu görünmeden bile tanınmasını sağlayabilir; bir desen ya da bir çizim tarzı zamanla marka ile özdeşleşir ve uzaktan bakıldığında bile hatırlatır. Bu yüzden ikon dili sonradan eklenen bir süs değil, baştan tasarlanan ve büyümeye açık bırakılan bir katmandır.
Fotoğraf yaklaşımı ise çoğu işletmede en zayıf halkadır. Hazır stok fotoğraflarla kurulan bir görünüm, aynı karelerin başka markalarda da görülmesi nedeniyle tanınırlık üretmez ve zamanla yapay bir izlenim bırakır. Mümkün olan her yerde kendi ürününüzün, kendi mekânınızın ve kendi ekibinizin fotoğrafını kullanmak çok daha güçlü bir izlenim bırakır. Fotoğrafların ışığı, çerçevelemesi ve renk düzenlemesi de kimliğin parçasıdır; sıcak ve doğal ışıklı bir seri ile sert flaşlı bir seri yan yana durduğunda uyumsuzluk hemen fark edilir. Kılavuzda fotoğraf tarzını kelimelerle anlatmak yerine örneklerle göstermek, hem daha nettir hem de fotoğraf çekecek kişiye somut bir hedef verir.
Görsellerde bir de kullanım hakkı sorunu vardır ve bu sorun genellikle iş yayına çıktıktan sonra hatırlanır. İnternette bulunan bir fotoğrafı izinsiz kullanmak telif talebiyle sonuçlanabilir; ücretli bir bankadan alınmış görselin de lisans kapsamı sınırlı olabilir ve her mecrayı kapsamayabilir. Kendi çekimlerinizde ise fotoğrafta yer alan kişilerden yazılı izin almak gerekir, bu hem çalışanlar hem de karede görünen müşteriler için geçerlidir. Bu izinler dosyalanmazsa yıllar sonra aynı görseli kullanmakta tereddüt yaşanır. Görsel arşivini düzenli tutmak, dosyaları anlaşılır adlarla saklamak ve hangi görselin nereden geldiğini not etmek küçük bir çabadır ama ileride ciddi bir iş yükünden kurtarır.
Ses tonu: marka nasıl konuşur?
Kimlik yalnızca görüntü değildir; markanın cümle kurma biçimi de kimliğin parçasıdır ve çoğu zaman görselden daha çok akılda kalır. Ses tonu, resmî mi samimi mi olduğunuzu, müşteriye nasıl hitap ettiğinizi, teknik terim kullanıp kullanmayacağınızı ve kötü haberi nasıl verdiğinizi belirler. Aynı işletmenin web sitesinde ağır bir kurumsal dil, sosyal medyasında şakacı bir dil, teklif yazışmasında ise mesafeli bir dil kullanması müşteride kafa karışıklığı yaratır ve kiminle konuştuğunu anlamasını zorlaştırır. Ton bir kez kararlaştırılıp örneklerle gösterildiğinde, farklı kişilerin yazdığı metinler bile aynı ağızdan çıkmış gibi durur. Bu tutarlılık, tanınırlığın yazılı tarafını oluşturur ve zamanla markanın karakteri hâline gelir.
Ses tonunu tarif etmenin en pratik yolu karşılaştırmalı örnek vermektir: şöyle deriz, şöyle demeyiz. Kısa cümleler mi tercih edilir, uzun ve açıklayıcı anlatım mı? Ünlem işareti kullanılır mı, kullanılacaksa hangi durumlarda? Kampanya duyurusunda aciliyet dili ne kadar sert olabilir? Bir şikâyet mesajına nasıl cevap verilir, önce özür mü dilenir yoksa önce çözüm mü anlatılır? Bu soruların cevabı yazılı olduğunda müşteri hizmetleri, satış ve pazarlama aynı çizgide kalır ve kimse ne yazacağını düşünerek zaman kaybetmez. Kelime tercihleri de buraya girer; sektör jargonunu ne kadar kullanacağınız, müşterinin o dilin ne kadarını gerçekten anladığına bağlıdır ve genellikle sanılandan azdır.
Kimlik kılavuzu neleri içerir?
Kimlik kılavuzu, verilen bütün kararların tek bir belgede toplanmış hâlidir ve kimliğin gerçekten kullanılmasını sağlayan asıl parçadır. İçinde logonun doğru kullanımları, etrafında bırakılması gereken en az boşluk, en küçük kullanım ölçüsü ve yasak kullanımlar yer alır. Yasak kullanımlar bölümü küçümsenmemelidir; logonun eğilmesi, gölgelendirilmesi, oranının değiştirilmesi, renginin keyfî biçimde değiştirilmesi ya da karmaşık bir fotoğrafın üzerine okunmayacak biçimde yerleştirilmesi gibi durumlar tek tek örneklenir. Bu görseller olmadan kurallar soyut kalır ve herkes kendi yorumunu yapar. Yanlış kullanımı göstermek, doğrusunu anlatmaktan çoğu zaman daha etkilidir, çünkü insan neyi yapmaması gerektiğini görünce daha iyi hatırlar.
Kılavuzun ikinci bölümü renk, tipografi ve grafik dil kurallarıdır. Renklerin kod karşılıkları, yazı tiplerinin ağırlıkları ve boyut ölçekleri, ikon çizim mantığı ve fotoğraf örnekleri burada toplanır. Üçüncü bölüm ise uygulamalardır: kartvizit, antetli kâğıt, zarf, dosya, sunum şablonu, sosyal medya şablonu, e-posta imzası, tabela, personel kıyafeti ve araç giydirme gibi gerçek örnekler bir arada verilir. Bu örnekler hem kuralın nasıl uygulanacağını gösterir hem de yeni bir malzeme üretilirken doğrudan başlangıç noktası olur. Uygulama örnekleri olmayan bir kılavuz teoride kalır; okuyan kişi kuralı anlar ama kendi işine nasıl uygulayacağını çıkaramaz ve sonunda kendi yöntemini uydurur.
Kılavuzun uzunluğu işin ölçeğine göre değişir ve kalın olması iyi olduğu anlamına gelmez. Küçük bir işletme için birkaç sayfalık, net ve bol resimli bir belge çoğu zaman yeterlidir; kimse yüz sayfalık bir dosyayı açıp baştan sona okumaz. Önemli olan kılavuzun ulaşılabilir olması ve gerçekten kullanılmasıdır. Belgeyi bir klasörde unutulmuş bir dosya olmaktan çıkarmak için, kimlik teslim edilirken ekibe kısa bir aktarım yapmakta fayda var; yarım saatlik bir anlatım, sonraki aylarda sorulacak soruların çoğunu ortadan kaldırır. Kılavuz zamanla güncellenebilir ve güncellenmelidir; yeni bir uygulama alanı eklendiğinde ona ait kural da belgeye eklenir.
Uygulama alanları: basılı, dijital, mekân ve araç
Basılı malzemelerde kimlik en somut hâlini alır ve hatalar en pahalı biçimde ortaya çıkar, çünkü baskı geri alınmaz. Kartvizit, antetli kâğıt, fatura, dosya, katalog ve zarf aynı ölçü ve yerleşim mantığını izlemelidir. Baskıda kâğıdın cinsi ve yüzeyi de kimliğin parçasıdır; mat bir kâğıt sakin ve ciddi, parlak bir kâğıt canlı ve ticari durur, dokulu kâğıt ise el değdiğinde başka bir izlenim bırakır. Baskıya giden dosyalarda taşma payı bırakmak, kesim çizgilerini işaretlemek ve renk modunu doğru seçmek işin teknik tarafıdır. Bu ayrıntılar atlandığında kenarlardan beyaz şeritler çıkabilir ya da renkler beklenenden belirgin biçimde farklı basılabilir.
Dijital tarafta kimlik web sitesi, sosyal medya, e-posta ve dijital reklam yüzeylerinde yaşar ve sürekli değişen kısıtlara uymak zorundadır. Her platformun kendi ölçüleri ve alışkanlıkları vardır: profil görselinin dairesel kırpılması, kapak görselinin telefonda farklı görünmesi, bazı reklam yüzeylerinde metin alanının sınırlı olması ya da koyu tema kullanan uygulamalarda zeminin siyaha dönmesi gibi. Kimlik bu kısıtları hesaba katarak esnek tasarlanmalıdır. Logonun yatay ve dikey iki sürümü, ayrıca yalnızca simgeden oluşan sadeleştirilmiş bir sürümü bulunursa dar alanlarda sorun yaşanmaz. Koyu zemin için hazırlanmış ters sürüm de eksik bırakılmamalıdır, çünkü karanlık arayüzler artık her yerde karşımıza çıkıyor.
Mekân ve araç uygulamaları uzaktan okunurluk kuralına tabidir ve masa başında verilen kararlar burada sınanır. Tabelada ince yazı tipleri ve düşük karşıtlıklı renkler işlemez; birkaç metre öteden bakan biri için sadelik ve karşıtlık her şeyden önemlidir. Vitrin yazıları, yönlendirme levhaları, personel kıyafeti ve araç giydirme aynı görsel aileden gelmelidir, aksi hâlde müşteri aynı işletmenin farklı yüzlerini birbirine bağlayamaz. Araç giydirmede yüzeyin eğrileri, kapı kolları ve cam bölümleri tasarımı bozabileceği için düz bir görselin araca uyarlanması ayrı bir çalışmadır. Uygulamayı yapacak firmanın hangi dosya formatını istediğini önceden sormak, gereksiz gecikmeleri ve yeniden çizim maliyetini önler.
Dosya formatları, teslim ve telif
Kimlik teslimi yalnızca birkaç görsel dosyanın gönderilmesi değildir ve teslim listesi işin başında konuşulmalıdır. Logonun vektörel kaynak dosyası mutlaka teslim edilmelidir. Vektörel dosya, büyütüldüğünde bozulmayan matematiksel çizimdir ve tabeladan kartvizite kadar her ölçüde kullanılabilir; matbaa ve tabelacı genellikle ilk bu dosyayı ister. Yanında yaygın kullanım için hazırlanmış görsel dosyalar da bulunur; arka planı saydam olan sürümler dijital kullanım için, baskı için hazırlanmış yüksek çözünürlüklü sürümler basılı işler için uygundur. Tek renk ve ters zemin sürümlerinin de teslim edilmesi gerekir, çünkü her zaman beyaz zemin üzerinde çalışmazsınız ve bazı baskı yöntemleri tek renkten fazlasına izin vermez.
Kaynak dosya meselesi sözleşmede açıkça yazılmalıdır, çünkü sonradan yapılan tartışmaların çoğu buradan çıkar. Tasarımın katmanlı çalışma dosyaları teslim edilmezse, ileride küçük bir metin değişikliği için bile aynı tasarımcıya bağımlı kalırsınız ve iletişim koptuğunda iş yeniden başlar. Aynı şekilde kullanım haklarının kapsamı belirsiz bırakılmamalıdır; tasarımı hangi alanlarda, ne kadar süreyle ve hangi coğrafyada kullanabileceğiniz yazılı olsun. Çalışma bittiğinde dosyaları düzenli bir arşivde saklamak, yıllar sonra yaşanacak kayıpların önüne geçer; klasör adlarının anlaşılır olması bile ileride büyük kolaylık sağlar. Biz teslimlerde vektörel kaynağı, kullanıma hazır sürümleri ve kılavuzu birlikte veriyoruz. Böylece kimlik, teslim edildiği günden sonra da kendi başına yaşayabilir hâle gelir.
Marka adının ve logonun hukuki koruması ise tasarımdan tamamen ayrı bir adımdır ve karıştırılmamalıdır. Tasarımı yaptırmış olmanız, o adı başkasının kullanmasını kendiliğinden engellemez; marka tescili ayrıca yapılan bir başvurudur ve hangi sınıflarda korunacağı işin niteliğine göre belirlenir. Yeni bir isim üzerinde çalışırken benzer bir tescilin bulunup bulunmadığını erken kontrol etmek, sonradan isim değiştirmek zorunda kalmaktan çok daha ucuza gelir; çünkü isim değişikliği tabeladan ambalaja kadar her şeyin yenilenmesi anlamına gelir. Bu konuda uzmanından görüş almak, tasarım sürecinin ortasında değil en başında atılması gereken bir adımdır ve süreci geciktirmez. Başvurunun sonuçlanması zaman aldığı için erken davranmak ayrıca kazanç sağlar.
Yeniden markalaşma kararı ne zaman verilir?
Kimliği yenileme isteği görsel bir sıkılmadan doğuyorsa acele etmemek gerekir, çünkü sizin sıkıldığınız görünüm müşteri için henüz yeni tanıdık olmuş olabilir. Yenileme için gerçek gerekçeler vardır: iş modelinin değişmesi, hedef kitlenin farklılaşması, şirket birleşmesi, mevcut kimliğin dijital yüzeylerde çalışmaması ya da adın artık yaptığınız işi anlatmaması gibi. Bu gerekçelerden biri yoksa yapılacak iş büyük ihtimalle yenileme değil düzenlemedir. Mevcut logoyu koruyup renk paletini tazelemek, tipografiyi sadeleştirmek ve şablonları yeniden kurmak çoğu zaman istenen tazeliği çok daha az riskle verir. Bu yolu seçtiğinizde kazanılmış tanınırlığı da elinizde tutmuş olursunuz. Müşteri sizi tanımaya devam eder, siz de görünümünüzü tazelemiş olursunuz.
Yenilemeye karar verildiğinde bir geçiş planı yapılmalıdır, çünkü değişim tek bir günde tamamlanmaz. Eski ve yeni kimliğin bir süre birlikte görüneceği bir dönem olacaktır; hangi malzemenin ne zaman değişeceği listelenir ve öncelik en görünür yüzeylere verilir. Web sitesi, sosyal medya profilleri ve tabela genellikle ilk sırada yer alır, basılı stokların tükenmesi beklenebilir ve bu israfı önler. Değişikliği müşterilere anlatmak da planın parçasıdır, çünkü tanıdık bir görünümün hiçbir açıklama olmadan değişmesi kafa karıştırır ve bazen başka bir işletmeyle karıştırılmaya yol açar. Sessizce yapılan bir yenileme, kazandırdığı tazeliği kaybettirdiği tanınırlıkla dengeleyebilir ve emek boşa gidebilir.
Küçük bir işletme için asgari kimlik seti nedir?
Her işletmenin kapsamlı bir kimlik çalışmasına ihtiyacı yoktur ve bunu baştan söylemek dürüstlüğün gereğidir. Yeni kurulan ya da tek noktadan hizmet veren bir işletme için asgari set genellikle şunları kapsar: yatay ve simge sürümüyle birlikte bir logo, birkaç renkten oluşan sınırlı bir palet, iki yazı tipi, bir kartvizit, bir sosyal medya şablonu ve birkaç sayfalık kısa bir kullanım notu. Bu set tutarlı görünmek için yeterlidir ve bütçeyi zorlamaz. İşletme büyüdükçe katalog, ambalaj, araç giydirme, personel kıyafeti ve mekân yönlendirmesi gibi başlıklar sonradan eklenir. Kimliği baştan her ihtimali kapsayacak biçimde kurmaya çalışmak, çoğu zaman kullanılmayacak malzeme üretmek anlamına gelir.
Öncelik sırasını belirlerken müşterinin sizi en çok gördüğü yüzeye bakmak mantıklıdır. Sipariş çoğunlukla internetten geliyorsa web sitesi ve sosyal medya şablonları önce gelir; müşteri dükkâna giriyorsa tabela ve vitrin öne çıkar; işin çoğu saha ziyaretiyle yürüyorsa araç giydirme ve personel kıyafeti daha belirleyicidir. Yanlış sıralama, hazırlanan malzemenin kimse tarafından görülmemesi anlamına gelir ve harcanan bütçe karşılığını vermez. Hangi başlığın sizin için gerekli olmadığını söylemek de işimizin parçası; ihtiyacınız olmayan bir kalem için bütçe ayırmanızı önermiyoruz. Kimlik zamanla büyüyen bir sistemdir, ilk adımda doğru parçayla başlamak sonraki adımları da kolaylaştırır. Eksik kalan başlıklar, ihtiyaç doğdukça aynı kurallara bağlı kalarak eklenir.
Bu rehberden çıkarılacaklar
- Logo kimliğin bir parçasıdır; kimlik, logonun etrafındaki her şeyin aynı mantıkla kurulmasıdır.
- Renk ve yazı tipi seçildikten sonra nerede nasıl kullanılacağı da yazıya dökülmelidir.
- Vektörel kaynak dosya ve kullanım hakları sözleşmede açıkça yer almalıdır.
- Marka tescili tasarımdan ayrı bir hukuki adımdır ve isim kesinleşmeden araştırılmalıdır.
- Küçük işletmede logo, sınırlı bir palet, iki yazı tipi ve birkaç şablon çoğu zaman yeterlidir.