Web Sitesi Fiyatları 2026: Neye Para Ödüyorsunuz?

Üç teklif, üç farklı rakam. Fiyatı gerçekten belirleyen kalemleri, ucuz görünen teklifin gizli maliyetini ve sözleşmede aranması gerekenleri anlatıyoruz.

Web Sitesi Fiyatları 2026: Neye Para Ödüyorsunuz? yazısı kapak görseli
Deneyimden süzülen, uygulanabilir notlar.

Üç teklif, üç farklı rakam: sebebi ne?

Üç ajanstan teklif aldınız ve rakamlar birbirini tutmuyor. Çoğu zaman bunun sebebi kötü niyet değil, her teklifin arkasında bambaşka bir iş tanımı olması. Biri hazır bir şablon kurup logonuzu yerleştirmeyi kastediyor, diğeri markanızı tanıyıp sayfa kurgusunu sıfırdan çizmeyi, bir başkası da yalnızca tasarım dosyasını teslim edip kodlamayı size bırakmayı. Üçü de teknik olarak web sitesi teslim eder; ama ortaya çıkan işler aynı ihtiyacı karşılamaz. Bu yüzden ilk adım rakamları yan yana koymak değil, her teklifin hangi işleri içerdiğini satır satır çıkarmaktır. Kapsam netleşmeden yapılan fiyat kıyaslaması, birbirinden tamamen farklı iki ürünün etiketini karşılaştırmaya benzer ve neredeyse her zaman yanıltır.

Bir web sitesi tek bir kalem değil; birbirine bağlı işlerin toplamıdır. İşin başında yapılan keşif, metinlerin yazılması, arayüzün tasarlanması, kodun yazılması, dış servislerle bağlantı kurulması, görsel üretimi, test ve yayın sonrası bakım ayrı ayrı emek isteyen başlıklardır. Bir teklif bu başlıkların yarısını kapsıyor, diğeri hepsini kapsıyorsa aradaki fark doğal olarak büyür. Sorulması gereken soru fiyatın neden yüksek olduğu değil, hangi başlıkların kimin sorumluluğunda olduğudur. Kapsam dışı bırakılan her başlık ya sonradan ek bütçe olarak size döner ya da sizin zamanınızı yer. İkisi de maliyettir; sadece teklif kâğıdında görünmez. Bu yüzden teklifi okurken kapsam dışı bırakılan başlıkların listesini ayrıca çıkarmak, gerçek maliyeti görmenin en pratik yoludur.

Fiyat konuşmasının bir de zaman boyutu var. Bir site yayına alındıktan sonra biter sanılır ama gerçek kullanım o gün başlar. Ürün eklemek, kampanya duyurmak, yeni bir hizmet sayfası açmak, mevzuat değişince metin güncellemek zamanla gelen işlerdir. Teklifi sadece teslim gününe bakarak değerlendirirseniz, sonraki on iki ayda ne olacağını hesaba katmamış olursunuz. Biz teklif hazırlarken projeyi tek seferlik bir teslimat gibi değil, işletmenin uzun süre kullanmaya devam edeceği bir araç gibi ele almayı tercih ediyoruz. Bu yaklaşım ilk rakamı bazen yükseltir; buna karşılık ikinci yılda karşınıza çıkacak beklenmedik sürprizlerin sayısını azaltır.

Keşif aşaması: en çok atlanan, en belirleyici kalem

İyi bir teklifin arkasında, işi anlamak için harcanmış bir süre vardır. Kimlere satış yapıyorsunuz, müşteriniz karar verirken neye bakıyor, rakip olarak kimleri görüyorsunuz, elinizde hangi içerik ve görsel hazır, hangi süreç şu an telefonla yürüyor? Bu soruların cevabı alınmadan çizilen her sayfa tahmine dayanır. Keşif atlanınca tasarım güzel görünür ama işletmenin gerçek satış hikâyesini anlatmaz; sonra revizyon turlarında aynı ekran defalarca yeniden çizilir. Yani atlanan keşif ortadan kalkmaz, sadece daha pahalı bir yere, revizyon aşamasına taşınır. Teklifte keşif için ayrılmış bir zaman görüyorsanız bu bir maliyet değil, sonraki masrafları önleyen bir sigortadır.

Keşfin çıktısı somut olmalıdır. Hangi sayfaların açılacağı, her sayfanın hangi soruyu cevapladığı, ziyaretçinin hangi adımda ne yapmasının beklendiği yazılı hale gelmelidir. Bu belge hem tasarımcının hem yazılımcının hem de sizin aynı şeyi konuştuğunuzdan emin olmanızı sağlar. Belge yoksa herkes kafasındaki siteyi üretmeye başlar ve ilk sunumda ortaya çıkan uyumsuzluk zaman kaybına dönüşür. Keşif ayrıca gereksiz işleri de eler: konuşurken çok istenen bir özelliğin aslında hiçbir müşteri sorusuna karşılık gelmediği çoğu zaman bu aşamada anlaşılır. Baştan elenen her gereksiz özellik hem bütçeden hem takvimden düşer. Üstelik bu eleme, ilerleyen aşamalarda herkesin dikkatini gerçekten önemli olan ekranlara ayırmasını sağlar.

Keşif sizin de fikrinizi netleştirir. Konuşma sırasında akla gelen sorular çoğu zaman işletmenin kendi içinde bile net olmayan konuları açığa çıkarır: hangi hizmet öncelikli, hangi müşteri grubu daha kârlı, hangi soru telefonda sürekli tekrarlanıyor. Bu bilgiler siteye yansıdığında sayfa yalnızca güzel değil, işe yarar hale gelir. Keşif için ayrılan sürenin kısa tutulduğu projelerde ise en sık görülen sonuç şudur: site yayına girer, güzel görünür, ama ziyaretçi ne yapacağını bilemez. Aradaki fark tasarımdan değil, en baştaki soruların hiç sorulmamış olmasından kaynaklanır. Keşfe ayrılan birkaç saatlik konuşma, çoğu projede haftalarca sürecek bir yön tartışmasının önüne geçer.

Metinler kimin işi? İçerik üretiminin görünmeyen yükü

Tekliflerin en sessiz kalemi metin üretimidir. Çoğu teklifte içerik müşteriden beklenir; bu satır genellikle fark edilmez ve proje ortasında sıkıntı çıkarır. İşletme sahibi kendi hizmetini anlatan metni yazmaya oturduğunda iş aylarca bekleyebilir, çünkü bu ayrı bir uzmanlık ve ayrı bir zaman ister. Site hazır olduğu halde metin beklediği için yayına giremeyen projeler oldukça yaygındır. Metin üretimi teklife dahilse fiyat yükselir ama takvim öngörülebilir olur. Dahil değilse fiyat düşük görünür, buna karşılık teslim tarihi tamamen sizin müsaitliğinize bağlanır. Hangi seçeneği tercih ederseniz edin, bunun teklifte açıkça yazıyor olması gerekir. Kimin hangi metni ne zamana kadar teslim edeceği belirlenmemişse takvim daha ilk haftada kaymaya başlar.

İçerik yalnızca kelime doldurmak da değildir. Bir hizmet sayfasının ne anlatacağı, hangi itirazı karşılayacağı, hangi soruyu baştan cevaplayacağı arama sonuçlarındaki görünürlüğü de doğrudan etkiler. Rakiplerin sayfalarıyla birebir aynı şeyleri söyleyen bir metin, tasarımı ne kadar iyi olursa olsun ziyaretçiye sizi seçmek için bir sebep vermez. Biz metin yazarken önce işletmenin gerçekten farklı yaptığı şeyi bulmaya çalışıyoruz; çünkü sayfayı ayakta tutan cümle genellikle o oluyor. Bu çalışma zaman ister ve teklifte karşılığı vardır. Metin kalemi olmayan bir teklif ucuz değildir; sadece o işin faturasını sonraya bırakmıştır. Bu fatura bazen para olarak, çoğu zaman da sizin masa başında geçireceğiniz saatler olarak ödenir.

Metin ve tasarımın hangi sırayla ilerlediği de fiyata etki eder. Önce tasarım yapılıp sonra metin sığdırılmaya çalışıldığında cümleler kutulara göre kısaltılır ve anlatım zayıflar. Metin önce hazırlanır, tasarım onun etrafında kurulursa hem daha az revizyon çıkar hem de sonuç daha ikna edici olur. Bu sıralamayı uygulamak biraz daha planlama ister ama toplam süreyi kısaltır. Teklif alırken içerik ve tasarımın hangi sırayla ilerleyeceğini sormak, ekibin nasıl çalıştığını anlamanın pratik bir yoludur. Cevap net değilse, revizyon turlarının uzaması ve takvimin kayması ihtimali yüksektir. İçeriğin hazır olduğu bir projede tasarımcı da neyi nereye yerleştireceğini tahmin etmek zorunda kalmaz.

Şablon ile özgün üretim arasındaki gerçek fark

Hazır şablonlar kötü değildir; doğru işte gayet iyi de çalışırlar. Tek sayfalık bir tanıtım, küçük bir portfolyo ya da hızlıca yayına alınması gereken bir kampanya sayfası için şablon mantıklı bir tercih olabilir. Sorun, şablonun her ihtiyaca uydurulmaya çalışılmasında başlar. Şablon belli bir içerik düzenine göre kurgulanmıştır; sizin anlatmak istediğiniz şey o düzene uymuyorsa ya içeriği kırpar ya da şablonu zorlarsınız. İkincisi çoğu zaman özgün üretimden daha uzun sürer, çünkü hem hazır kodu çözmek hem de üstüne yazmak gerekir. Yani şablonun ucuzluğu, ihtiyacın şablona uyduğu ölçüde geçerlidir. Bu uyum kontrol edilmeden alınan karar, ilerleyen haftalarda hem tasarımcıyı hem işletmeyi sıkıştıran bir çerçeveye dönüşür.

Özgün üretimde ise sayfa düzeni içerikten doğar. Önce ne anlatılacağı belirlenir, sonra o anlatımı en iyi taşıyan yerleşim çizilir. Böyle çalışıldığında sayfada gereksiz bölüm kalmaz, ziyaretçi aradığını daha az adımda bulur ve marka kendi diliyle konuşur. Bunun bedeli zamandır: her ekran tek tek düşünülür, çizilir, tartışılır ve kodlanır. Buna karşılık site büyüdükçe fark açılır; yeni bir hizmet eklendiğinde sistem hazır olduğu için sayfa günler yerine saatler içinde çıkar. Bu yüzden karar verirken bugünkü ihtiyacınıza değil, iki yıl sonra kaç sayfa yönetiyor olacağınıza bakmak daha doğru sonuç verir. Bugün beş sayfayla yola çıkan bir işletme, kısa sürede onlarca hizmet ve yazı sayfası yönetiyor olabilir.

Aradaki farkı anlamanın pratik bir yolu var. Teklif sahibinden daha önce ürettiği işlerden ikisini yan yana göstermesini isteyin. Sayfa düzenleri, bölüm sıralamaları ve görsel dili birbirinin kopyasıysa muhtemelen aynı kalıp tekrar tekrar kullanılıyordur. Bu kendi başına kusur değildir, ama fiyat özgün tasarım fiyatıysa mesele haline gelir. Aynı soruyu tersinden de sorabilirsiniz: bu proje için hangi bölümler sıfırdan tasarlanacak, hangileri hazır bileşenlerden gelecek? Dürüst bir teklif bu ayrımı gizlemez, açıkça anlatır. Cevabın netliği, ilerideki revizyon süreçlerinin nasıl geçeceğine dair de iyi bir fikir verir. Sorularınıza rahatça cevap veren bir ekip, proje sırasında da aynı şeffaflığı sürdürme eğiliminde olur.

Yazılım tarafı: sayfa sayısı değil, davranış sayısı

Fiyatı belirleyen şeyin sayfa sayısı olduğu sanılır; oysa asıl belirleyici, sitenin kaç farklı davranış üretmesi gerektiğidir. Sadece bilgi gösteren yirmi sayfalık bir site, kullanıcı girişi olan ve sipariş alan beş sayfalık bir siteden daha az iş yükü çıkarabilir. Form gönderimi, üyelik, arama, filtreleme, çok dilli yapı, yönetim paneli, kullanıcıya özel içerik gibi her başlık ayrı bir yazılım işi demektir. Bunların her biri ayrıca test edilmek, hata durumları düşünülmek ve güvenlik açısından değerlendirilmek zorundadır. Teklifi okurken sayfa listesine değil sitenin ne yapacağına bakın; fiyat farkının büyük kısmı çoğu zaman burada saklıdır.

Yönetim paneli tek başına bir karar noktasıdır. İçeriği kendiniz güncelleyebilecek misiniz, yoksa her değişiklik için ajansa mı yazacaksınız? Panel yazmak ek iştir ve teklifi yükseltir; ama fiyat listesi sık değişen, kampanya duyuran, düzenli yazı yayımlayan bir işletme için birkaç ay içinde kendini çıkarır. Buna karşılık yılda bir iki kez güncellenen kurumsal bir tanıtım sitesinde panel gereksiz bir yük olabilir. Doğru soru panelin olup olmadığı değil, hangi alanların panelden düzenlenebileceğidir. Yarım panel, yani sadece bazı metinleri değiştirebildiğiniz bir yapı, çoğu zaman panelsizlikten daha sinir bozucu olur. Hangi alanların düzenlemeye açık olacağını baştan listelemek, teslimden sonra yaşanacak hayal kırıklığını büyük ölçüde önler.

Dış servislerle kurulan bağlantılar da ayrı bir kalemdir. Muhasebe programı, kargo firması, ödeme altyapısı, rezervasyon sistemi, e-posta pazarlama aracı ya da mevcut bir müşteri yönetim yazılımı ile konuşacaksa site, bu bağlantıların her biri ayrı bir çalışma gerektirir. Bazı servisler hazır ve iyi belgelenmiş arayüzler sunar, bazıları ise eski ve belirsizdir; ikinci durumda harcanan süre tahmin edilenin epeyce üzerine çıkabilir. Teklif alırken hangi sistemlerle konuşacağını baştan söylemek, sonradan çıkacak sürprizleri önemli ölçüde azaltır. Entegrasyon hiç konuşulmadan verilen bir fiyat, entegrasyon gündeme geldiğinde geçerliliğini yitirir. Bu yüzden ilk görüşmede kullandığınız tüm program ve servislerin adını paylaşmak size zaman kazandırır.

Fotoğraf, video ve görsel üretimi

Sitenin görsel malzemesi genellikle son anda hatırlanır ve çoğu zaman bütçe dışıdır. Elinizde marka diline uygun fotoğraf yoksa iki seçenek kalır: stok görsel kullanmak ya da çekim yaptırmak. Stok görsel hızlıdır ve ucuzdur; ama aynı kareler yüzlerce sitede döndüğü için markanın gerçek olduğu hissini zayıflatır. Kendi mekânınızın, ekibinizin ve ürününüzün fotoğrafı ise ziyaretçiye somut bir güven verir. Çekim maliyeti teklifin içinde olabilir ya da ayrı yürütülebilir; önemli olan bunun baştan konuşulmuş olmasıdır. Görsel kalemi hiç konuşulmadan çıkan bir teklif, yayın gününde eksik kalan bir siteyle sonuçlanır. Görselleri kimin, ne zaman ve hangi formatta teslim edeceğini baştan yazmak bu riski büyük ölçüde ortadan kaldırır.

Video ve drone çekimi her işletme için gerekli değildir. Üretim tesisi, otel, restoran, inşaat firması gibi mekânın kendisi satış argümanı olan işlerde havadan çekilmiş birkaç saniyelik görüntü ya da kısa bir tanıtım filmi anlatımı ciddi şekilde güçlendirir. Buna karşılık danışmanlık veren küçük bir ofis için aynı yatırım büyük ihtimalle karşılığını vermez. Biz bu kalemi teklife koyarken önce şunu soruyoruz: bu görüntü ziyaretçinin kararına ne katacak? Cevap belirsizse çıkarmayı öneriyoruz. Görsel üretim, gösterişli olduğu için değil anlatımı tamamladığı için bütçeye girmelidir; aksi halde kimsenin izlemediği bir dosya olarak kalır. Kısa ve net bir görüntü, uzun ama amacı belirsiz bir tanıtım filminden hemen her zaman daha iyi iş görür.

Test ve yayın öncesi kontroller

Bir sitenin bitmiş sayılması için tasarımın onaylanması yetmez. Farklı telefonlarda, farklı tarayıcılarda ve yavaş bağlantıda nasıl davrandığı tek tek denenmelidir. Formlar gerçekten e-posta gönderiyor mu, hatalı doldurulduğunda ne diyor, arama motorlarının okuyacağı başlıklar doğru mu, aynı içerik iki farklı adresten açılıyor mu, yönlendirmeler doğru kurulmuş mu? Bunların hepsi ayrı kontrol kalemidir ve hepsi zaman ister. Test aşaması teklifte görünmüyorsa genellikle yapılmıyordur; sonuç da yayından sonra tek tek ortaya çıkan küçük hatalar olur. O hataları düzeltmek de ücretsiz değildir, sadece faturası başka bir yerden gelir. Yayından sonra fark edilen bir form hatası, o güne kadar kaç talebin kaybolduğunu ise hiçbir zaman göstermez.

Hız ve kullanılabilirlik ölçütleri de bu aşamada devreye girer. En büyük içerik parçasının ekrana gelme süresi, ilk tıklamaya verilen tepki gecikmesi ve sayfa yerleşiminin yüklenirken kayması gibi göstergeler için yaygın kabul görmüş eşikler vardır; örneğin en büyük içerik parçasının iki buçuk saniyenin altında görünmesi iyi kabul edilir. Bu eşikleri tutturmak görsellerin doğru boyutlandırılması, gereksiz kodun temizlenmesi ve yazı tiplerinin doğru yüklenmesi gibi ayrı çalışmalar gerektirir; kendiliğinden olmaz. Yayın öncesi ölçüm yapılması ve sonucun sizinle paylaşılması, verilen hız sözünün karşılığı olup olmadığını gösteren en basit kanıttır. Ölçümün yayından sonra tekrarlanması ise zamanla eklenen içeriklerin siteyi ağırlaştırıp ağırlaştırmadığını ortaya koyar.

Bakım, barındırma ve yaşayan maliyetler

Site yayına alındığı gün maliyet bitmez. Alan adının yenilenmesi, barındırma hizmeti, güvenlik sertifikası, kullanılan yazılımların güncellenmesi ve yedeklerin düzenli alınması süreklilik isteyen işlerdir. Bunların bir kısmı küçük tutarlardır ama unutulduğunda büyük sorun çıkarır; süresi biten bir sertifika yüzünden tarayıcının güvenli değil uyarısı vermesi tek başına ziyaretçi kaybettirir. Teklifi değerlendirirken bu kalemlerin kimin sorumluluğunda olduğunu ve ilk yıldan sonra ne olacağını sorun. Sorumluluğun yazılı olması, bir sabah siteniz erişilemez hale geldiğinde kimi arayacağınızı bilmenizi ve zaman kaybını en aza indirmenizi sağlar. Alan adının doğrudan işletme adına kayıtlı olması da bu başlıkta asla atlanmaması gereken bir ayrıntıdır.

Bakım sadece teknik bir konu da değildir. İçeriğin güncel kalması, biten kampanyaların kaldırılması, yeni hizmetlerin eklenmesi ve arama sonuçlarındaki durumun izlenmesi süreklilik ister. Yılda birkaç saatlik düzenli bir bakım anlaşması, aylarca kimsenin dokunmadığı bir siteyi baştan yenilemekten genellikle daha az yorucudur. Burada da doğru soru bakımın ne kadar olduğu değil, bakım kapsamında tam olarak neyin yapıldığıdır. Sadece güncelleme mi geçilecek, yoksa değişiklik talepleri için de bir süre ayrılacak mı? Belirsiz bırakılan bakım anlaşmaları, gelen ilk talepte tartışmaya dönüşür. Kapsamın maddeler halinde yazılı olması, hem sizin ne bekleyeceğinizi hem de karşı tarafın neyi taahhüt ettiğini netleştirir.

Ucuz teklifin gizli maliyeti ve kapsam sızması

Düşük teklif her zaman kötü teklif değildir; ama düşük olmasının bir sebebi vardır ve o sebebi bilmek gerekir. Bazen ekip küçüktür ve genel giderleri azdır, bu son derece makul bir sebeptir. Bazen ise kapsamdan bir şeyler çıkarılmıştır: metin yok, görsel yok, test yok, panel yok, destek yok. Bu durumda ödediğiniz rakam gerçekten düşüktür ama aldığınız iş de eksiktir. Eksik parçalar sonradan tek tek ek iş olarak gelir ve toplam çoğu zaman baştaki yüksek teklifin üstüne çıkar. Bu yüzden teklifleri karşılaştırırken en alttaki rakama değil, aynı kapsamı sağlayan toplam maliyete bakmak gerekir.

Kapsam sızması iki taraflı bir sorundur. Proje ortasında akla gelen her yeni fikir, sözleşmede tanımlı olmadığı için takvimi ve bütçeyi sessizce büyütür. Ajans hayır demekte zorlanır, işletme de sürekli gecikmeden şikâyet eder. Bunun çaresi katı olmak değil, başta yazılı bir kapsam ve sonradan gelen taleplerin nasıl ele alınacağına dair bir kural belirlemektir. Yeni bir istek geldiğinde takvim ve bedel üzerindeki etkisi konuşulup yazıya geçiriliyorsa kimse rahatsız olmaz. Bu düzen kurulmadığında ise proje bitmez, sadece taraflar yorulur ve iş yarım kalmış hissiyle teslim edilir. Basit bir talep formu ve tek sayfalık bir değişiklik kaydı bile bu sorunun büyük bölümünü çözmeye yeter.

Sözleşmede aranacaklar ve teklif karşılaştırma soruları

Sözleşmede birkaç maddenin mutlaka bulunması gerekir. Birincisi kaynak kodun ve tasarım dosyalarının kime ait olduğu; proje bittiğinde bunları alabiliyor musunuz, yoksa site ajansın sisteminde kiralık mı duruyor? İkincisi revizyon sayısı ve neyin revizyon sayıldığı; renk değişikliği ile sayfa kurgusunun yeniden çizilmesi aynı şey değildir. Üçüncüsü teslim süresi ve gecikme durumunda ne olacağı. Dördüncüsü içeriklerin ve görsellerin kim tarafından sağlanacağı. Beşincisi yayın sonrası destek süresi ve kapsamı. Bu maddeler yazılı olduğunda tartışma çıkma ihtimali ciddi ölçüde azalır, çıkarsa da nereye bakılacağı bellidir. Bu maddeleri sormak güvensizlik göstergesi değil, iki tarafın da işini kolaylaştıran sıradan bir hazırlıktır.

Teklifleri karşılaştırırken sormanız gereken sorular aslında kısadır. Bu fiyata metin yazımı dahil mi? Görselleri kim sağlıyor? Yayın öncesi hangi testler yapılıyor? İçeriği ben güncelleyebilecek miyim, hangi alanları? Site kimin sunucusunda duracak ve alan adı kimin adına kayıtlı olacak? Proje bittikten sonra hangi destek veriliyor ve ne kadar süreyle? Bir hata çıkarsa ne kadar sürede müdahale ediliyor? Bu soruların cevabını yazılı isteyin. Sorulara net cevap veren teklif, rakamı yüksek olsa bile genellikle daha az sürprizle sonuçlanır. Cevaplardan kaçınan bir teklifin ucuzluğu ise çoğunlukla geçicidir. Aynı soruları her teklif sahibine sormak, kapsamları eşitlemenin ve gerçek farkı görmenin en hızlı yoludur.

Son olarak, karar verirken fiyatı tek başına değil, sitenin size ne kazandıracağını da hesaba katın. Telefon trafiğini azaltan bir randevu formu, sık sorulan soruları baştan cevaplayan bir sayfa ya da müşterinin fiyat listesine kendi başına ulaşabilmesi zaman kazandırır. Bu kazanç fatura kâğıdında görünmez ama işletmenin günlük yükünü doğrudan hafifletir. Doğru soru bunun ne kadar tuttuğu değil, bu işin bize ne kadar süre kazandıracağı olmalıdır. Bütçenin sınırlı olması sorun değil; sınırlı bütçeyi hangi kaleme harcayacağınıza doğru karar vermek asıl meseledir. Hangi sayfanın gerçekten talep getirdiğini düşünerek yapılan bir öncelik sıralaması, listedeki her kalemi eşit görmekten çok daha verimlidir.

Özet

Yazıdan akılda kalması gerekenler

  • Teklifleri karşılaştırmadan önce her teklifin hangi işleri kapsadığını satır satır yazılı isteyin.
  • Metin, görsel, test ve bakım kalemleri teklifte yoksa maliyet yok olmaz; sadece sonraya ertelenir.
  • Fiyatı sayfa sayısı değil, sitenin kaç farklı iş yapacağı belirler.
  • Sözleşmede kaynak kodun sahibi, revizyon tanımı, teslim süresi ve destek kapsamı mutlaka yazılı olmalı.
Merak edilenler

Bu konuda sık gelen sorular

Aynı iş için gelen teklifler neden bu kadar farklı olabiliyor?
Çünkü teklifler aslında aynı işi tarif etmiyor. Biri hazır şablon kurulumunu, diğeri keşiften metin yazımına ve teste kadar tüm süreci kapsıyor olabilir. Karşılaştırmayı sağlıklı yapmak için her teklifin hangi kalemleri içerdiğini yazılı isteyin; kapsam eşitlenmeden yapılan rakam kıyaslaması neredeyse her zaman yanıltıcı bir sonuç verir.
Hazır şablon kullanmak kötü bir tercih mi?
Hayır. Kısa bir tanıtım sayfası, portfolyo ya da hızla yayına alınması gereken bir kampanya sayfası için şablon mantıklıdır. Sorun, ihtiyacın şablona uymadığı durumlarda başlar; şablonu zorlamak çoğu zaman özgün üretimden daha uzun sürer. Karar verirken bugünkü ihtiyacınıza değil, iki yıl sonraki içerik hacminize bakmak daha isabetli olur.
Kaynak kod ve tasarım dosyaları kimde kalmalı?
Bu konu sözleşmede açıkça yazmalıdır. Proje bittiğinde kaynak kodu, tasarım dosyalarını ve alan adının yönetimini alabiliyor olmanız, ileride çalıştığınız ekibi değiştirmek istediğinizde sizi güçlü konuma getirir. Site tamamen tek bir ajansın sisteminde kilitliyse, ayrılma kararı verdiğiniz gün baştan üretim yapmak zorunda kalabilirsiniz.
Bütçe sınırlıysa hangi kalemden vazgeçmeli?
Önce kapsamı daraltın, kaliteyi değil. Sayfa sayısını azaltmak, ikinci aşamaya bırakılabilecek özellikleri ertelemek ve görsel üretimi kademelendirmek işe yarar. Buna karşılık keşif, metin ve test kalemlerinden kısmak genellikle geri teper; bu üçü eksik kaldığında ortaya çıkan site yayınlanır ama beklenen işi görmez.
İlgili hizmetler

Yazıdaki konuyu biz nasıl üstleniyoruz?

Okumaya devam edin

Blogdan diğer yazılar

SEO Ne Kadar Sürede Sonuç Verir? Gerçekçi Bir Zaman Çizelgesi yazısı kapak görseli SEO SEO Ne Kadar Sürede Sonuç Verir? Gerçekçi Bir Zaman Çizelgesi Okuyun QR Menü Restoranlara Ne Kazandırır? Somut Faydalar yazısı kapak görseli QR Menü Restoranlara Ne Kazandırır? Somut Faydalar Okuyun E-Ticaret mi, Kurumsal Site mi? Doğru Karar Nasıl Verilir? yazısı kapak görseli E-Ticaret mi, Kurumsal Site mi? Doğru Karar Nasıl Verilir? Okuyun