Neden herkese aynı süreyi söyleyen bir cevap yok?
SEO ne kadar sürede sonuç verir sorusuna tek bir rakamla cevap veren herkesi biraz şüpheyle karşılayın. Süre, sitenin bugün nerede durduğuna ve hedeflenen aramaların ne kadar çekişmeli olduğuna göre değişir. Yeni açılmış bir alan adıyla, yıllardır yayında olan ve düzenli içerik üretmiş bir site aynı noktadan başlamaz. Aynı şekilde tek bir ilçede hizmet veren bir işletmeyle ülke genelinde satış yapan bir mağazanın karşısındaki rekabet aynı değildir. Gerçekçi bir cevap ancak mevcut durum incelendikten sonra verilebilir. Bu inceleme yapılmadan söylenen her süre tahmindir ve genellikle iyimser taraftan bir tahmindir. Bu yüzden ilk görüşmede süre soran bir işletmeye verilecek en dürüst cevap, önce bakalım demektir.
Arama motorlarının çalışma biçimi de süreyi uzatır. Bir sayfanın bulunması, taranması, dizine alınması ve sonra diğer sayfalarla karşılaştırılıp bir yere yerleştirilmesi birbirini izleyen adımlardır. Bu adımların hepsi anında olmaz; özellikle yeni ve az bağlantı alan sitelerde tarama sıklığı düşüktür. Yapılan bir iyileştirmenin etkisinin görülmesi bu yüzden haftalar alabilir. Üstelik değerlendirme tek seferlik değildir; motor sayfayı zamanla tekrar tekrar ele alır ve konumu buna göre değiştirir. Yani SEO bir düğmeye basıp sonucu görme işi değil, üst üste biriken sinyallerin zamanla karşılık bulmasıdır. Bu birikim yavaş ilerler ama bir kez oturduğunda reklamda olduğu gibi kapatıldığı anda kaybolmaz.
Bu belirsizlik SEO'nun ölçülemez olduğu anlamına gelmiyor. Süre tahmin edilemese de ilerleme her ay somut olarak izlenebilir. Hangi sayfaların dizine alındığı, hangi aramalarda görünmeye başlandığı, sıralamanın hangi yönde hareket ettiği ve siteye gelen aramaların niteliği takip edilebilir. Biz çalışmaya başlarken hedefi belirli bir sıraya ulaşmak olarak değil, her ay belirli işleri tamamlamak ve sonuçlarını raporlamak olarak tanımlıyoruz. Böylece iş, sonuca giden yolda nerede olduğunu bilerek ilerler. Bilinmeyen süre ile ölçülmeyen çalışma birbirinden tamamen farklı şeylerdir. Birincisi işin doğasında vardır; ikincisi ise sadece takip edilmeyen, dolayısıyla düzeltilemeyen bir çalışmadır. Aradaki farkı ilk aydan itibaren görmek mümkündür.
Alan adının geçmişi ve sitenin mevcut teknik durumu
Yeni bir alan adıyla başlıyorsanız, arama motorunun sizi tanıması için zaman gerekir. Site ilk yayına alındığında motorun elinde ne bir geçmiş ne de başka sitelerden gelen bir referans vardır. Bu durumda ilk aylar çoğunlukla temel kurulum, dizine alınma ve ilk sinyallerin oluşması ile geçer. Buna karşılık yıllardır yayında olan bir alan adı, teknik olarak sorunlu bile olsa daha hızlı hareket edebilir; çünkü bir geçmişi vardır ve düzenli olarak taranmaktadır. Aynı işi iki farklı siteye uyguladığınızda sonuçların farklı hızlarda gelmesinin en yaygın sebeplerinden biri budur. Yeni alan adıyla başlamak dezavantaj değildir; sadece ilk aylarda beklentiyi buna göre kurmak gerekir.
Alan adının geçmişi her zaman avantaj da değildir. Daha önce yanlış yöntemlerle çalışılmış, toplu bağlantı satın alınmış ya da alakasız içeriklerle doldurulmuş bir sitede önce temizlik gerekir. Bu tür durumlarda ilk aylarda görünen tablo iyileşmeden çok durağanlık olabilir; çünkü zararlı sinyallerin etkisinin azalması da zaman alır. Devraldığımız sitelerde ilk yaptığımız işlerden biri geçmişte ne yapıldığını anlamaktır, çünkü bilmeden ilerlemek yanlış yerde emek harcamaya yol açar. Bu ihtimali baştan konuşmak, ilerleyen aylarda beklenti farkı oluşmasını da önler. Geçmişte hangi ajansla çalışıldığını ve neler yapıldığını paylaşmak, çalışmanın ilk haftasında ciddi zaman kazandırır.
Sitenin teknik durumu başlangıç noktasını doğrudan belirler. Sayfaların taranmasını engelleyen ayarlar, aynı içeriğin birden fazla adresten açılması, mobilde bozulan yerleşim, aşırı yavaş açılan sayfalar ya da eksik yönlendirmeler varsa içerik üretmeden önce bunların düzeltilmesi gerekir. Zemini sağlam olmayan bir sitede yayımlanan iyi içerik bile hak ettiği karşılığı bulamaz. Teknik düzeltmelerin bir kısmının etkisi hızlı görülür; özellikle daha önce dizine alınmayan sayfaların taranabilir hale gelmesi kısa sürede fark yaratabilir. Bu yüzden çalışmanın ilk bölümü genellikle görünmez ama en belirleyici bölümdür. Zemin düzeltilmeden içerik üretmeye başlamak, deliği kapatılmamış bir kaba su taşımaya benzer ve harcanan emeğin bir kısmını boşa çıkarır.
Rekabet: aynı kelime, farklı zorluk
Hedeflediğiniz aramaların çekişme düzeyi süreyi doğrudan belirler. Ülke genelinde herkesin peşinde olduğu genel bir arama ile belirli bir semtte aranan bir hizmet arasında dağlar kadar fark vardır. Genel aramada karşınızda yıllardır içerik üreten, çok sayıda siteden bağlantı almış ve markası tanınan sayfalar olur; onların önüne geçmek uzun soluklu bir iştir. Buna karşılık daha dar tanımlı, niyeti net aramalarda rekabet çoğu zaman çok daha azdır. Akıllıca kurulmuş bir plan işe önce ulaşılabilir aramalardan başlar; ilk sonuçlar buradan gelir ve çalışma kendini taşıyan bir ritme oturur. Daha çekişmeli aramalara ise bu ilk konumlar kazanıldıktan sonra, elde edilen güvenle birlikte yönelmek daha gerçekçidir.
Rekabeti değerlendirirken sadece rakip sayısına değil, rakiplerin ne yaptığına bakmak gerekir. Karşınızdaki sayfa konuyu gerçekten derinlemesine anlatıyorsa, onu geçmenin yolu daha uzun bir metin yazmak değil, cevaplanmamış soruyu bulmaktır. Fiyatlandırmanın nasıl işlediği, sürecin hangi adımlardan oluştuğu, sık yapılan hatalar ve karar kriterleri gibi başlıklar çoğu sektörde eksik bırakılır. Biz içerik planı çıkarırken önce mevcut sonuçlarda hangi sorunun cevapsız kaldığını arıyoruz. Rekabetin yüksek olduğu yerde kestirme yol yoktur; ama daha az kalabalık kapılar hemen her sektörde bulunur. Bu kapıları bulmanın en pratik yolu, müşterilerin telefonda en çok sorduğu soruları not almaktır.
Sektörün kendisi de hızı etkiler. Bazı alanlarda arama motorları içeriği daha temkinli değerlendirir; sağlık, hukuk ve finans gibi kişinin sağlığını veya parasını doğrudan etkileyen konularda kaynak güvenilirliği daha çok önem kazanır. Bu alanlarda sadece iyi yazılmış bir metin yetmez; içeriğin kim tarafından hazırlandığı, sitenin arkasında kimin olduğu ve dışarıdan nasıl referans aldığı da tabloya girer. Bu tür sektörlerde takvimi daha uzun tutmak, sonradan hayal kırıklığı yaşamamak açısından daha doğrudur. Aynı çalışma başka bir sektörde çok daha erken karşılık verebilir. Bu yüzden başka bir işletmenin anlattığı süreyi kendi işinize doğrudan uyarlamak, çoğu zaman yanlış bir beklenti doğurur.
İlk ay: ölçüm, temizlik ve yön belirleme
İlk ayın büyük bölümü sıralamayla değil, zeminle ilgilidir. Sitenin mevcut durumu baştan sona incelenir; hangi sayfalar dizine alınmış, hangileri alınmamış, hangi başlıklar eksik veya birbirinin aynısı, hangi sayfalar birbiriyle yarışıyor, hız ölçümleri ne söylüyor, mobilde ne bozuluyor? Aynı dönemde ölçüm araçlarının doğru kurulduğundan emin olunur; çünkü ölçemediğiniz bir çalışmayı yönetemezsiniz. Bu ayın sonunda elde edilen şey sıralama değil, net bir başlangıç fotoğrafı ve önceliklendirilmiş bir yapılacaklar listesidir. Bu listeyi görmeden yapılan her müdahale, hangi sorunu çözdüğü belli olmayan bir müdahaledir. Listenin sizinle paylaşılması da önemlidir; böylece hangi işin neden öncelikli olduğunu birlikte değerlendirebilirsiniz.
İlk ayda ayrıca hedef aramaların listesi çıkarılır. Burada amaç en çok aranan kelimeleri toplamak değil, işletmeye gerçekten müşteri getirecek arama niyetlerini ayırmaktır. Bir hizmeti araştırma aşamasındaki kişi ile fiyat sorup teklif almak isteyen kişi farklı şeyler yazar; ikisi için ayrı sayfalar gerekir. Bu ayrımı doğru yapmak, sonraki aylarda üretilecek içeriğin boşa gitmemesini sağlar. Aynı çalışma sırasında hangi sayfaların yeniden yazılacağı, hangilerinin birleştirileceği ve hangilerinin kaldırılacağı da belirlenir. Plan olmadan üretilen içerik çoğu zaman birbirinin yerine geçer ve kendi kendini zayıflatır. Aynı konuyu farklı başlıklarla anlatan iki sayfa, tek bir güçlü sayfadan neredeyse her zaman daha az iş görür.
Teknik düzeltmelerin ilk turu da genellikle bu ay içinde başlar. Taramayı engelleyen ayarların kaldırılması, kırık bağlantıların onarılması, eksik başlık ve açıklamaların tamamlanması, site haritasının düzenlenmesi ve arama motoruna bildirilmesi gibi işler görece hızlı yapılır ve etkisi de nispeten erken görülebilir. Özellikle daha önce hiç dizine alınmamış sayfaların taranabilir hale gelmesi, ilk aydan itibaren görünürlük tarafında hareket yaratabilir. Ancak bu hareketi sıralama başarısı gibi sunmak doğru olmaz; burada olan şey sadece sitenin görünür hale gelmesidir. Bu adım atlanırsa sonraki her çalışma eksik zemin üzerine kurulur. İlk ayın sonunda elinizde somut bir durum raporu yoksa, ilerleyen aylarda neyin işe yaradığını ölçmek de mümkün olmaz.
İkinci ve üçüncü ay: birikim başlıyor
İkinci aydan itibaren iş içerik üretimine kayar. Belirlenen sorulara cevap veren sayfalar tek tek yazılır, mevcut zayıf sayfalar yeniden ele alınır ve sayfalar arasında anlamlı bağlantılar kurulur. Bu dönemde çoğu işletmenin gördüğü tablo şudur: yeni yayımlanan sayfalar dizine girer, uzun ve spesifik aramalarda görünmeye başlar, ancak asıl hedeflenen aramalarda henüz ciddi bir hareket yoktur. Bu normaldir ve endişe sebebi değildir. Bu aylarda bakılacak gösterge sıralama değil, sitenin kaç farklı arama için görünür hale geldiğidir. O sayı büyüyorsa çalışma doğru yönde ilerliyor demektir. Sıralamaya bu aşamada odaklanmak, henüz filizlenmiş bir tohumu her gün toprağından çıkarıp kontrol etmeye benzer.
Aynı dönemde site içi düzen de oturur. Hizmet sayfalarının birbirine ve ilgili yazılara bağlanması, ziyaretçinin bir konudan diğerine geçebilmesi ve önemli sayfaların ana sayfadan makul bir mesafede olması gerekir. Hiçbir yerden bağlantı almayan sayfalar, sitede var olsalar bile arama motoru tarafından değersiz kabul edilebilir. Bu bağlantı düzenini kurmak yeni içerik yazmak kadar dikkat ister ve etkisi çoğu zaman hafife alınır. Yeni sayfa üretmeden önce eldeki içeriği doğru bağlamak, çoğu sitede daha hızlı ve daha ucuz bir karşılık verir. Var olan sayfaları düzenlemek, sıfırdan yazmaktan hem daha kısa sürer hem de birikmiş geçmişten yararlanır.
Üçüncü ayın sonunda ortaya çıkan tabloya bakarak yön düzeltmesi yapılır. Hangi konular beklenenden hızlı ilerledi, hangileri hiç hareket etmedi, hangi sayfaya gelen ziyaretçi hemen çıkıyor? Bu sorular içerik planını yeniden şekillendirir. SEO'nun en verimli tarafı budur: her ay biriken veri, bir sonraki ayın işini daha isabetli hale getirir. İlk üç ayı sabit bir plana körü körüne bağlı kalarak geçirmek, öğrenilen hiçbir şeyi kullanmamak anlamına gelir. Bu aşamada yapılan doğru düzeltme, sonraki altı ayın hızını belirler. Planı hiç değiştirmemek kadar, her ay baştan kurmak da zararlıdır; aranan denge, öğrenileni mevcut yöne eklemektir.
Dördüncü ile altıncı ay: sinyaller görünür hale gelir
Dördüncü aydan itibaren biriken çalışma daha görünür sonuçlar üretmeye başlar. İlk aylarda yayımlanan sayfalar olgunlaşır, dar kapsamlı aramalarda edinilen konumlar daha geniş aramalara doğru genişler ve siteye gelen arama trafiği hem miktar hem çeşitlilik olarak artmaya başlar. Bu dönemde ilk gerçek dönüşümlerin görülmesi de olağandır: arama üzerinden gelen teklif talepleri, telefon aramaları veya form doldurmaları genellikle bu aralıkta belirginleşir. Yine de tablo istikrarlı değildir; sıralamalar haftalık dalgalanır. Bu dalgalanma sorun işareti değil, motorun sayfayı sürekli yeniden değerlendirmesinin doğal sonucudur. Sıralamayı her gün kontrol etmek yerine haftalık ortalamalara bakmak, bu gürültüyü büyük ölçüde eler.
Bu aylarda dikkat edilmesi gereken şey, erken sonuçların hızlandırma isteği yaratmasıdır. İlk hareketi gören işletme çoğu zaman daha çok ve daha hızlı içerik ister. Oysa aceleyle üretilen, birbirine benzeyen sayfalar biriken güveni zayıflatabilir. Aynı dönemde bağlantı tarafında da sabırsızlık başlar; toplu bağlantı satın alma teklifleri tam olarak bu aşamada cazip görünür. Kısa vadede işe yarıyor gibi duran bu yöntem, ilerleyen aylarda hem sıralamayı hem de temizlik için harcanacak zamanı fatura olarak geri getirir. Doğru olan, işe yaramaya başlamış olan ritmi bozmadan sürdürmektir. Hızlanmak gerekiyorsa bu, içerik sayısını değil içeriğin hazırlanma kalitesini artırarak yapılmalıdır.
Altıncı ay, ilk ciddi değerlendirme noktasıdır. Bu noktada elinizde altı aylık ölçüm vardır ve artık tahmin değil karşılaştırma yapabilirsiniz. Görünür olunan arama sayısı, sıralamaların yönü, siteye gelen ziyaretçinin davranışı ve arama üzerinden gelen taleplerin sayısı bir arada okunur. Eğer bu göstergelerin hiçbirinde ilerleme yoksa, plan yanlış kurulmuş veya uygulanmamış demektir ve konuşulması gereken zaman tam olarak budur. Buna karşılık göstergeler yukarı yönlüyse, çoğu sektörde asıl kazancın gelmesi için biraz daha zaman gerekir. Altıncı ay bitiş değil, yön doğrulama noktasıdır. Bu ayda yapılacak açık sözlü bir değerlendirme, sonraki dönemin bütçesini nereye ayıracağınıza da temel oluşturur.
Altı ile on iki ay: birikimin karşılığı
Altıncı aydan sonraki dönem, önceki ayların yatırımının karşılığını verdiği dönemdir. Düzenli içerik üreten ve teknik zemini sağlam tutan sitelerde bu aralıkta genellikle daha çekişmeli aramalarda da hareket başlar. Eski yayımlanmış sayfalar zamanla güçlenir; bazıları ilk yazıldığında hiç görünmezken aylar sonra istikrarlı ziyaretçi getirmeye başlar. Bu gecikmeli etki SEO'nun en yanlış anlaşılan tarafıdır: bugün yazılan bir sayfanın gerçek değeri bugün ölçülemez. Bu yüzden çalışmayı üç ayda değerlendirip bırakmak, çoğu zaman tam da meyve vermeye başlayacağı anda vazgeçmek anlamına gelir. Bu yüzden çalışmaya başlarken en az bir yıllık bir ufuk belirlemek, hem bütçe hem beklenti açısından daha sağlıklıdır.
Bu dönemde çalışmanın niteliği de değişir. Artık her ay sıfırdan sayfa üretmek yerine mevcut sayfaları güncellemek, eksik kalan soruları eklemek ve iyi çalışan içerikleri genişletmek daha verimli olur. Aynı şekilde site dışından gelen referanslar, sektörel yayınlarda yer almak veya gerçekten faydalı bir kaynak üretmek gibi daha yavaş ama kalıcı işler ön plana çıkar. Kısacası ilk aylar kurma, sonraki aylar büyütme dönemidir. İkisini aynı hızla ve aynı yöntemle yürütmeye çalışmak, hem bütçeyi hem ekibin dikkatini yanlış yere harcar. Doğru zamanda vites değiştirmek toplam verimi belirgin biçimde artırır. Aynı bütçeyle daha fazla iş çıkarmanın yolu genellikle daha çok üretmekten değil, doğru işi seçmekten geçer.
Bir yılın sonunda beklenmesi makul olan şey belirli bir sıra değil, sitenin arama üzerinden düzenli ve öngörülebilir talep alır hale gelmesidir. Bazı işletmelerde bu daha erken olur, bazılarında daha geç. Belirleyici olan; sektör, rekabet, ayrılan zaman ve çalışmanın kesintisiz sürdürülüp sürdürülmediğidir. Üç ay çalışıp iki ay ara veren bir program, aynı toplam emeği kesintisiz harcayan bir programdan belirgin biçimde geride kalır. SEO da tıpkı düzenli müşteri ilişkisi gibi süreklilik isteyen bir iştir; verilen her ara birikimi sıfırlamasa da yavaşlatır. Ayda az ama düzenli çalışmak, arada bir yapılan yoğun atılımlardan genellikle daha iyi sonuç verir.
Yerel SEO neden daha hızlı sonuç verir?
Belirli bir şehirde ya da ilçede hizmet veren işletmelerde sonuçlar genellikle daha erken görünür. Sebebi basittir: yarıştığınız aday sayısı çok daha azdır. Ülke genelinde binlerce sayfayla yarışmak yerine, aynı bölgede aynı hizmeti veren sınırlı sayıda işletmeyle karşı karşıya kalırsınız. Ayrıca yerel aramalarda harita sonuçları ayrı bir alan olarak öne çıkar ve buraya girmek klasik sıralamadan farklı sinyallerle mümkün olur. İşletme profilinin eksiksiz doldurulması, adres ve telefon bilgisinin her yerde aynı yazılması, gerçek müşteri değerlendirmelerinin düzenli gelmesi burada hızlı fark yaratabilen adımlardır. Bunların çoğu teknik bilgi değil, düzenli ilgi ve takip gerektiren işlerdir.
Yerel çalışmanın daha hızlı olması, kolay olduğu anlamına gelmez. Adres ve telefon bilgisinin farklı rehberlerde farklı yazılması, aynı işletmenin birden fazla profille kayıtlı olması ya da hizmet verilen bölgelerin belirsiz bırakılması ilerlemeyi baştan yavaşlatır. Bu tür karışıklıkların temizlenmesi bazen içerik üretmekten daha çok zaman alır. Ayrıca değerlendirme toplamak zamana yayılan bir iştir; bir haftada toplanan çok sayıda yorum doğal görünmez. Yerel SEO da sabır ister, sadece bekleme süresi ulusal ölçekteki çalışmadan kısadır ve ilk somut sonuç genellikle telefonun çalması biçiminde gelir. Gelen aramanın nereden geldiğini sormak da bu aşamada ölçümün en basit ve en güvenilir yollarından biridir.
Birden fazla şehirde hizmet veren işletmelerde tablo biraz daha karmaşıktır. Her bölge için ayrı sayfa açmak mantıklı görünse de, sayfalar birbirinin kopyası olduğunda beklenen etkiyi vermez. Her bölge sayfasının o bölgeye özgü bir şey anlatması gerekir: hangi mahallelerde çalışıldığı, oradaki işlerin nasıl yürüdüğü, bölgeye özel şartlar. Bunu yapmak zaman ister; yapılmadığında ise çok sayıda zayıf sayfa üretilmiş olur ve bu sayfalar birbirini de aşağı çeker. Az sayıda ama gerçekten dolu bölge sayfası, çok sayıda boş sayfadan her zaman daha iyi çalışır. Bölgeleri sırayla ele alıp her birini tamamlamak, hepsini aynı anda yarım bırakmaktan çok daha hızlı ilerler.
Neden garanti verilmez, hızlı vaatler neden tehlikeli?
Sıralama garantisi verilememesinin sebebi mütevazılık değil, işin yapısıdır. Sıralamayı belirleyen algoritmayı yöneten taraf arama motorudur ve bu sistem sürekli güncellenir. Aynı zamanda rakipleriniz de boş durmaz; siz içerik üretirken onlar da üretir. Üçüncü bir etken de arama davranışının kendisidir; insanların ne aradığı mevsime, gündeme ve teknolojiye göre değişir. Bu üç değişkenin hiçbiri bir ajansın kontrolünde değildir. Kontrol edilebilen şey yapılan işin niteliği ve sürekliliğidir. Dürüst bir çalışma sonucu değil süreci taahhüt eder; her ay hangi işlerin yapılacağını ve nasıl raporlanacağını yazılı olarak söyler. Sonucun kendisi taahhüt edilemese de, sonuca giden yolun her adımı açıkça anlatılabilir ve takip edilebilir.
Kısa sürede ilk sayfa vaadi ise genellikle iki şeyden birine dayanır. Ya kimsenin aramadığı, rekabeti olmayan bir kelime seçilip orada sıralama alınır ve bu başarı gibi sunulur; ya da kısa vadede işe yarayan ama risk taşıyan yöntemler kullanılır. İkinci yolun bedeli genellikle birkaç ay sonra ödenir ve o noktada zarar yalnızca kaybedilen bütçe değildir; temizlik için harcanacak süre de eklenir. Bir teklif alırken hangi aramalarda sonuç vaat edildiğini mutlaka sorun. Kelime listesi görülmeden verilen bir sıralama sözü, ölçüsü belirsiz bir sözdür. O listedeki kelimeleri kendiniz de aratıp karşınıza çıkan sonuçlara bakmak, vaadin ciddiyetini anlamanın en kolay yoludur.
Aynı şekilde ani ve büyük sıçrama vaatlerine de temkinli yaklaşmak gerekir. Sağlıklı bir SEO grafiği genellikle basamak basamak yükselir; keskin sıçramalar ya mevsimsel bir hareketin ya da geçici bir etkinin sonucudur. İşin doğru gittiğini gösteren asıl işaret, birkaç ay üst üste devam eden yavaş ama istikrarlı artıştır. Bu tabloyu görmek heyecan verici olmayabilir; buna karşılık kalıcıdır. Biz raporlarda tek bir kelimenin sırasını öne çıkarmak yerine genel eğilimi göstermeyi tercih ediyoruz, çünkü tek kelimelik başarı hikâyeleri çoğu zaman resmin tamamını gizler. Genel eğilim yukarı gidiyorsa tek bir kelimedeki geri düşüş, endişe edilecek bir durum olmaktan çıkar.
Ölçümde gerçekten bakılacak göstergeler
İlk bakılacak gösterge dizine alınma durumudur. Yayımladığınız sayfalar arama motoru tarafından görülüyor mu, taranıyor mu, sonuçlarda yer alabiliyor mu? Bu soruya cevap vermeden sıralama konuşmak anlamsızdır. İkinci gösterge, sitenin kaç farklı arama için görünür olduğudur. Bu sayı sıralamadan önce hareket eder ve çalışmanın yönünü erken gösterir. Üçüncüsü tıklanma oranıdır; sonuçlarda görünüyor ama kimse tıklamıyorsa sorun sıralamada değil başlık ve açıklamada olabilir. Bu üç gösterge birlikte okunduğunda, sıralama henüz hareket etmeden bile çalışmanın işe yarayıp yaramadığı anlaşılabilir. Üçü aynı anda durgunsa, sorun genellikle içerikte değil sitenin taranmasını engelleyen teknik bir ayrıntıdadır.
Dördüncü ve en önemli gösterge, aramadan gelen ziyaretçinin ne yaptığıdır. Form dolduruyor mu, telefon numarasına tıklıyor mu, fiyat sayfasına gidiyor mu, yoksa girdiği anda çıkıyor mu? SEO'nun amacı ziyaretçi sayısını artırmak değil, doğru ziyaretçiyi getirmektir. Alakasız aramalardan gelen kalabalık bir trafik, az sayıda ama niyeti net ziyaretçiden daha az iş getirir. Bu yüzden raporlarda ziyaretçi sayısının yanında bu ziyaretçilerin hangi aramalardan geldiğini ve sitede ne yaptığını da görmek gerekir. Rakamın kendisi değil, arkasındaki niyet anlamlıdır. Az ziyaretçiyle çok talep alan bir site, kalabalık ama sessiz bir siteden her açıdan daha başarılıdır.
Son olarak ölçümün karşılaştırılabilir olması gerekir. Aynı gösterge her ay aynı yöntemle alınmalı ve önceki aylarla yan yana konabilmelidir. Yalnızca iyi giden göstergelerin öne çıkarıldığı bir rapor bilgi vermez, sadece rahatlatır. Biz rapor hazırlarken ilerlemeyen başlıkları da yazmayı ve sebebini açıklamayı tercih ediyoruz; çünkü sorunun nerede olduğu bilinmeden yön değiştirilemez. Ölçümün amacı başarıyı ilan etmek değil, bir sonraki ayın işini doğru seçmektir. Bu alışkanlık kurulduğunda SEO belirsiz bir bekleyiş olmaktan çıkar, takip edilebilir bir işe dönüşür. Süre hâlâ tam olarak bilinemez; ama artık nerede olduğunuzu ve bir sonraki adımın ne olduğunu bilirsiniz.
Yazıdan akılda kalması gerekenler
- SEO süresi siteye özeldir; alan adı geçmişi, teknik durum ve rekabet düzeyi başlangıç noktasını belirler.
- İlk aylarda bakılacak gösterge sıralama değil, dizine alınma ve görünür olunan arama sayısıdır.
- Yerel aramalarda rekabet daha az olduğu için ilk somut sonuçlar genellikle daha erken gelir.
- Sıralama garantisi verilemez; taahhüt edilebilecek olan yapılacak işler ve düzenli raporlamadır.