CRM Nedir? Müşteri İlişkileri Yönetimi Nasıl Kurulur?
CRM kavramını, hangi modüllerden oluştuğunu ve küçük bir ekipte nereden başlanacağını örneklerle anlatan, kurulum kararı öncesinde okunacak bir rehber.

Kalıcı rehber
Web Yazılım konu başlığı
CRM nedir ve hangi soruna çözüm üretir?
CRM, müşteri ilişkileri yönetimi anlamına gelir ve bir işletmenin görüştüğü kişilerle ilgili tüm bilgiyi tek yerde toplayan sistemin adıdır. Kim aradı, ne konuşuldu, hangi teklif verildi, sonra ne oldu sorularının cevabı burada durur. Amaç kayıt tutmak değil, o kayıtları kullanarak sonraki adımı zamanında atmaktır. Takip edilmediği için kaybedilen iş, kaybedilen işlerin en can sıkıcı türüdür; çünkü sebebi fiyat ya da rekabet değil, sadece unutmaktır. Bu tür kayıplar genellikle hiç fark edilmez de, zira kimse aramadığı bir müşterinin neden geri dönmediğini sormaz. Sistemli bir takip, bu sessiz kayıpları görünür kılarak satışın en kolay kısmını geri kazandırır.
Sistem olmadığında bilgi kişilere dağılır. Bir görüşme telefonun arama geçmişinde, bir teklif bilgisayardaki klasörde, verilen bir söz de kimsenin yazmadığı bir sohbette kalır. Satışçı izne ayrıldığında veya işten ayrıldığında o bilgi de birlikte gider ve yerine gelen kişi sıfırdan başlar. CRM'in en somut faydası tam olarak budur: müşteri ilişkisi tek bir kişinin hafızasında değil, işletmenin hafızasında durur ve devretmek mümkün hale gelir. Müşteri açısından da fark edilir bir iyileşme olur, çünkü kendini her seferinde yeniden anlatmak zorunda kalmaz. Ekip içinde bilgi paylaşımı da kolaylaşır, çünkü bir konuyu devralan kişi geçmişi baştan okuyabilir.
CRM bir satış sihirbazı değildir. İçine doğru veri girilmezse hiçbir şey üretmez, kendiliğinden müşteri bulmaz ve kötü işleyen bir satış sürecini düzeltmez. Yaptığı iş, var olan süreci görünür kılmak ve unutmayı zorlaştırmaktır. Bu yüzden kurulum kararından önce sorulacak soru şudur: bizim satış sürecimiz nasıl işliyor ve hangi adımda insanlar en çok unutuyor. Cevabı yazamıyorsanız, önce süreci konuşmak gerekir. Yazılım seçimi bu konuşmadan sonra çok daha kolay yapılır, çünkü hangi özelliğin gerçekten gerekli olduğu kendiliğinden ortaya çıkar. Süreci bir sayfada anlatamıyorsanız, önce onu sadeleştirmek yazılıma harcanacak zamandan daha değerlidir. Bu konuşma çoğu zaman yazılımdan bağımsız iyileştirmeler de ortaya çıkarır.
Elektronik tablo ile CRM arasındaki fark
Pek çok işletme müşteri listesini bir elektronik tabloda tutar ve bu, başlangıç için gerçekten yeterli olabilir. Tablo esnektir, herkes kullanmayı bilir, ek bir maliyeti yoktur. Sorun ilişki ve zaman işin içine girdiğinde başlar. Bir müşteriyle beş ayrı görüşme yapıldığında bunları tek bir satıra sığdırmak zorlaşır; not sütunu şişer, tarih bilgisi kaybolur ve kimin ne zaman ne yazdığı belirsizleşir. Tablo bu noktada takibi kolaylaştırmaz, zorlaştırır. Aynı dosyanın farklı kopyalarının dolaşmaya başlaması ise sorunu tamamen içinden çıkılmaz hale getirir. Hangi kopyanın güncel olduğu tartışması başladığında, tablonun sağladığı esneklik bir avantaj olmaktan çıkar.
CRM bu noktada iki şey getirir: ilişkili kayıtlar ve zaman çizelgesi. Bir kişinin altında birden çok görüşme, teklif ve görev durabilir; her biri kendi tarihi ve sorumlusuyla saklanır. Ayrıca kimin neyi değiştirdiği bilgisi tutulur. Tabloda bir hücreyi yanlışlıkla silen kişi genelde fark edilmez ve kayıp sessizce gerçekleşir; sistemde bu iz kalır, geri alınabilir ve gerektiğinde geçmişe dönüp bakmak mümkün olur. Bir müşterinin kartını açtığınızda ilişkinin tamamını sırayla görebilmek, hazırlıksız yakalanmadan görüşmeye girmenin en pratik yoludur. Görüşme öncesinde birkaç dakikalık bir okuma, müşteriye aynı soruları tekrar sormanın önüne geçer. Bu hazırlık, karşı tarafta ciddiye alındığı hissini de güçlendirir.
Bir diğer fark yetki ayrımıdır. Tabloyu paylaştığınızda ya herkes her şeyi görür ya da kimse göremez. CRM'de satış temsilcisi yalnızca kendi müşterilerini görebilir, yönetici tümüne bakabilir, fiyat geçmişi belirli kişilere kapatılabilir. Ekip iki üç kişiyken bu ayrıntı önemsiz görünür; ekip büyüdükçe, dışarıdan destek alındıkça ve personel değişimi yaşandıkça hızla önem kazanır ve sonradan kurmak daha zahmetli olur. Ayrıca müşteri verisinin kişisel bilgisayarlarda dağınık kopyalar halinde durmaması, veri sorumluluğu açısından da daha savunulabilir bir düzendir. Ayrıca kişiler işten ayrıldığında verinin nerede durduğu sorusu ortadan kalkar, çünkü kayıtlar zaten şirkette kalır. Verinin tek yerde toplanması, denetim ve devir süreçlerini de kolaylaştırır.
Temel modüller: bir CRM neyi tutar?
Çekirdek kayıt kişi ve firmadır. Kişi kartında ad, iletişim bilgisi, çalıştığı kurum ve nereden geldiği bilgisi bulunur. Nereden geldiği alanı çoğu zaman atlanır, oysa hangi kanalın gerçekten iş getirdiğini anlamanın en pratik yoludur; bu alan doldurulmadığında pazarlama bütçesi tahminle yönetilir. Firma kartı ise aynı kurumdaki farklı kişileri birbirine bağlar. Satın alma kararını veren kişiyle günlük iletişimi yürüten kişi çoğunlukla aynı olmadığı için bu bağ, görüşmelerin dağılmasını ve aynı kuruma iki ayrı teklif gitmesini engeller. Kişi kartında görevin ve karar yetkisinin de yazması, kiminle neyin konuşulacağını netleştirir. Bu bilgi olmadan yapılan aramalar çoğu zaman yanlış kişiye ulaşır.
İkinci katman fırsat ve tekliftir. Fırsat, olması muhtemel bir işin kaydıdır; hangi aşamada olduğu, tahmini büyüklüğü ve beklenen kapanış zamanı yazılır. Teklif ise o fırsata verilen somut öneridir. Teklifin sürümlerini saklamak önemlidir; ikinci ve üçüncü teklifte neyin değiştiğini bilmek hem müşteriyle konuşurken hem de sonradan fiyat yaklaşımınızı gözden geçirirken işe yarar. Sözlü verilen indirimlerin kaydı da burada tutulmalıdır, aksi halde aynı müşteriye farklı kişiler farklı koşullar söyler ve bu durum güven kaybına yol açar. Teklifin geçerlilik süresini kayda eklemek de takip aramaları için doğal bir gerekçe oluşturur. Süresi dolan tekliflerin listelenmesi de takip için hazır bir gündem üretir.
Üçüncü katman günlük işleyişi taşır: görev, not, hatırlatma ve etkinlik kaydı. Görüşme sonrası bırakılan kısa bir not, bir sonraki aramada konuya kaldığı yerden devam etmeyi sağlar ve müşteriye kendini tekrar anlatma yükü bindirmez. Hatırlatma ise sistemin en çok işe yarayan parçasıdır, çünkü satışın büyük kısmı ilk görüşmede değil takip aramalarında kapanır. Hatırlatması kurulmamış bir fırsat, pratikte terk edilmiş sayılır. Bu yüzden görüşmeyi kapatırken bir sonraki adımın tarihini belirlemeyi zorunlu hale getirmek, en çok fark yaratan tek kuraldır. Tarihi olmayan kayıtlar zamanla birikir ve listeye bakan kişide sistemin işe yaramadığı izlenimi bırakır.
Satış hunisi nasıl kurgulanır?
Satış hunisi, bir ilginin müşteriye dönüşene kadar geçtiği aşamaların sırasıdır. Yaygın bir kurgu ilk temas, ihtiyaç görüşmesi, teklif, pazarlık ve sonuç biçiminde ilerler. Aşamaları belirlerken kendi işinizin gerçek adımlarını yazmak gerekir; başkasının hunisini kopyalamak, ekibin kayıtları zorla o kalıba uydurmasına yol açar. Aşama sayısını az tutmak da faydalıdır, çünkü her ek aşama ekipten ek dikkat ve ek veri girişi ister. Keşif gerektiren işlerde randevu adımını ayrı tutmak gibi küçük uyarlamalar ise huniyi gerçeğe yaklaştırır. Huniyi bir kez kurduktan sonra bir süre değiştirmemek de dönemler arasında karşılaştırma yapabilmek için gereklidir. Sık değişen aşamalar, geçmiş verinin anlamını da kaybettirir.
Aşama tanımları nesnel olmalıdır. İlgileniyor gibi öznel bir ifade herkeste farklı anlama gelir; teklif gönderildi veya keşif randevusu yapıldı gibi ifadeler ise tartışmaya yer bırakmaz. Her aşama için bir çıkış koşulu belirlemek de işe yarar: bu fırsatın bir sonraki aşamaya geçmesi için ne olmalı sorusunun yazılı bir cevabı bulunmalıdır. Bu netlik, huniyi raporlanabilir kılan tek şeydir ve tartışmaların çoğunu bitirir. Aşamada uzun süre bekleyen fırsatların işaretlenmesi de unutulmuş kayıtları görünür kılan basit ve etkili bir yöntemdir. Her aşamanın kimin sorumluluğunda olduğunu yazmak ise fırsatların iki kişi arasında askıda kalmasını engeller.
Kaybedilen fırsatları silmemek gerekir. Kaybetme sebebini kısa bir listeden seçtirmek, zamanla en değerli bilgiyi üretir: fiyat mı, zamanlama mı, kapsam mı, yoksa iletişim kopukluğu mu. Sebep listesini kısa tutmak önemlidir, uzun listeler doldurulmaz. Ayrıca kaybedilen fırsatların bir bölümü ileride geri döner. Kaydı duran bir müşteriyle aylar sonra tekrar konuşmak, sıfırdan yeni bir kişi bulmaktan hem daha kolay hem de sonuç alma olasılığı daha yüksek bir yoldur. Bu yüzden kaybedilen kayıtlara da ileri tarihli bir hatırlatma bırakmak yerinde olur. Kaybetme sebeplerini dönem dönem toplu okumak, tekliflerinizde neyi değiştirmeniz gerektiğini de gösterir.
Veri kalitesi ve tekrar eden kayıtlar
CRM'in en sessiz düşmanı bozuk veridir. Aynı firma iki farklı yazımla iki kez girilir, telefon numarası bir kartta boşluklu diğerinde bitişik durur, e-posta alanına yanlışlıkla ad yazılır. Sonuçta arama yapan kişi kaydı bulamaz ve yeni bir kayıt açar; sorun büyüyerek devam eder ve bir süre sonra aynı müşteriye iki ayrı temsilci ulaşmaya başlar. Bunu önlemenin yolu yalnızca eğitim değil, sistemin giriş sırasında benzer kayıt uyarısı vermesi ve telefon ile e-posta biçimlerini kendiliğinden düzeltmesidir. Kayıt açmadan önce arama yapmayı alışkanlık haline getirmek de tekrarların büyük kısmını en baştan önler. Kayıt açma yetkisini sınırlamak ise büyük ekiplerde ek bir koruma sağlar.
Zorunlu alanları az tutmak ilk bakışta ters gelebilir ama veri kalitesini artırır. Doldurulması zorunlu on alan varsa insanlar ekranı geçmek için rastgele değerler yazar ve veri kirlenir; sonra bu değerler rapora girer. Gerçekten gerekli olan üç dört alanı zorunlu yapıp gerisini isteğe bırakmak daha temiz sonuç verir. Bunun yanında dönemsel bir temizlik alışkanlığı kurmak, tekrar eden kayıtları birleştirmek ve uzun süredir dokunulmamış kayıtları arşive almak gerekir. Temizliği tek bir kişinin sorumluluğuna vermek ise işin sürekli ertelenmesini engeller. Silmek yerine arşivlemek, yanlışlıkla kaybedilen kayıtların geri getirilebilmesi açısından daha güvenli bir yoldur.
Ekip alışkanlığı: en zor kısım burasıdır
CRM projelerinin çoğu teknik sebeplerle değil, kullanılmadığı için sonuç vermez. Satış ekibi sistemi kendi işini kolaylaştıran bir araç olarak değil de denetlenme aracı olarak görürse kayıt girmez ya da günün sonunda toplu ve baştan savma girer. Bu durumda raporlar gerçeği göstermez ve yönetim yanlış veriyle karar verir; üstelik veriye güvenilmediği için bir süre sonra kimse rapora bakmaz. Sorun genellikle yazılımın kendisinde değil, sistemin ekibe nasıl anlatıldığında ve neyin ölçüldüğündedir. Ölçüt olarak yalnızca girilen kayıt sayısını seçmek, ekibi içi boş kayıtlar açmaya yönlendirdiği için ters teper. Doğru ölçüt, girilen kayıt sayısı değil takip edilen fırsatların durumudur.
Benimsemeyi artıran birkaç yaklaşım var. Girişi hızlandırmak birincisidir: telefondan tek ekranda not bırakabilmek, teklif taslağını sistemin hazırlaması, hatırlatmayı iki dokunuşla kurabilmek. İkincisi karşılık vermektir; ekip girdiği verinin kendisine bir fayda döndürdüğünü görmelidir, örneğin bugün aranacaklar listesi veya hazır teklif çıktısı. Üçüncüsü tutarlılıktır: yönetim toplantısında rakamlar sistemden okunuyorsa, sistem dışında kalan bir iş de kalmaz. Kayıt girmeyi cezalandırılan değil, işi kolaylaştıran bir davranış haline getirmek en kalıcı çözümdür. Sistemi kuran ekibin ilk haftalarda sahada bulunması da soruların yerinde ve hızla cevaplanmasını sağlar. Kısa ve uygulamalı bir eğitim, uzun bir kullanım kılavuzundan daha kalıcı sonuç verir.
Geçiş dönemini kısa tutmak gerekir. Hem eski yöntemi hem yeni sistemi aynı anda yürütmek iş yükünü ikiye katlar ve ekibin direncini haklı çıkarır. Belirli bir tarihten sonra takip yalnızca sistemde diyebilmek için, o tarihe kadar veri aktarımının bitmiş ve eğitimin verilmiş olması şarttır. Kısa ve net bir geçiş, uzun ve gevşek bir geçişten çok daha az sancılı olur; belirsizlik uzadıkça eski alışkanlık geri gelir. İlk haftalarda günlük kısa kontroller yapmak ve takılan noktaları hızla düzeltmek de geçişi belirgin biçimde kolaylaştırır. Ekipten gelen ilk şikayetleri ciddiye almak ise sistemin kısa sürede kullanılabilir hale gelmesini sağlar.
Raporlama: hangi soruya cevap arıyoruz?
Rapor, karar vermek için bakılan şeydir; seyredilen bir gösterge tablosu değil. Bu yüzden önce soruyu yazmak gerekir. Hangi kanaldan gelen talepler işe dönüşüyor, hangi aşamada en çok fırsat bekliyor, teklif ile sonuç arasında ne kadar zaman geçiyor, hangi müşteri uzun süredir aranmadı. Bu soruların her birinin cevabı doğrudan bir aksiyona işaret eder ve raporun neye yaradığı tartışma konusu olmaktan çıkar. Cevabı hiçbir işi değiştirmeyecek bir soru ise rapora dönüştürülmeye değmez. Raporu kimin, hangi sıklıkla ve hangi kararı vermek için okuyacağını da baştan belirlemek gerekir. Okunmayan raporları kapatmak da listeyi sade ve işlevsel tutar.
Rapor kurarken az sayıda ve düzenli bakılan bir set seçmek, çok sayıda ama kimsenin açmadığı ekranlar hazırlamaktan iyidir. Ayrıca rapor ancak veri düzenli girildiğinde anlamlıdır. Eksik kayıtla üretilen bir grafik, olmayan bir gerçeği ikna edici biçimde gösterdiği için tehlikelidir. Bir rapora dayanarak karar vermeden önce, o dönemin veri girişinin gerçekten tamam olduğunu doğrulamak iyi bir alışkanlıktır. Raporu haftalık bir toplantıya bağlamak ise hem düzenli bakılmasını hem de eksiklerin erken fark edilmesini sağlar. Toplantıda rakamların kaynağını tartışmak yerine ne yapılacağını konuşabilmek, raporlamanın asıl amacıdır. Aynı raporun her toplantıda aynı biçimde okunması, karşılaştırma yapmayı da kolaylaştırır.
KVKK açısından veri sorumluluğu
CRM'de tutulan bilgilerin çoğu kişisel veridir: ad, telefon, e-posta ve görüşme notları. Bu verileri işlemek için hukuki bir dayanağınızın olması, kişiyi bilgilendirmiş olmanız ve veriyi yalnızca toplanma amacıyla kullanmanız beklenir. Sözleşme ilişkisi kapsamında tutulan veri ile açık rıza alınarak yürütülen pazarlama faaliyeti farklı dayanaklara girer; ikisini aynı torbaya koymamak, sonradan çıkacak sorunların büyük kısmını baştan önler. Hangi verinin hangi amaçla tutulduğunu yazılı hale getirmek de bu ayrımı sürdürülebilir kılar. Bu kayıt, ileride gelen bir bilgi talebine hızlı ve tutarlı cevap verebilmek açısından da işe yarar. Kayıtları güncel tutmak ise ekip ve süreç değiştikçe bu düzenin bozulmasını önler.
Uygulamada birkaç somut alışkanlık işi büyük ölçüde düzeltir. Aydınlatma metninin form üzerinde erişilebilir olması, ticari ileti için ayrı ve önceden işaretlenmemiş bir onay kutusu bulunması, verinin ne kadar süre saklanacağının belirlenmesi ve süresi dolan kayıtların silinmesi bunların başında gelir. Ayrıca kimin hangi veriye erişebildiği yazılı olmalı, ekipten ayrılan kişinin erişimi aynı gün kapatılmalıdır. Verinin dışarı aktarılabildiği ekranların yetkisinin sınırlandırılması da sık atlanan ama önemli bir ayrıntıdır. Sistemin hangi sunucuda barındığı ve yedeklerin nerede tutulduğu da bu değerlendirmenin bir parçasıdır. Hizmet aldığınız sağlayıcılarla yapılan sözleşmelerin bu konuyu kapsayıp kapsamadığını kontrol etmek de aynı sorumluluğun bir parçasıdır.
Not alanına yazılan serbest metin ayrı bir dikkat ister. Bir kişinin sağlık durumu, inancı veya benzeri hassas bilgilerini işle ilgisiz biçimde not düşmek hem hukuken sorunlu hem de gereksizdir. Ekibe kısa bir kural vermek yeterli olur: nota yalnızca işle ilgili ve gerektiğinde müşteriye gösterilebilecek şeyler yazılır. Bu basit ölçüt, hem hukuki riski hem de ileride yaşanabilecek güven sorunlarını azaltır. Konu hakkında ayrıntılı bir değerlendirme gerekiyorsa bunu hukuk danışmanınızla birlikte yapmanızı öneriyoruz. Yazılım tarafında bizim yaptığımız iş, bu kararları uygulanabilir kılacak yetki ve saklama ayarlarını kurmaktır. Hukuki çerçeveyi belirlemek ise işletmenin kendi sorumluluğunda kalır.
Küçük ekipte nereden başlanmalı?
Küçük bir ekipte doğru başlangıç, tüm modülleri birden açmak değil, tek bir akışı sonuna kadar çalıştırmaktır. Gelen taleplerin tek kapıdan sisteme düşmesi, her talebe bir sorumlu atanması ve her talebin bir sonraki adım tarihinin bulunması yeterli bir ilk aşamadır. Bu üç kural oturduğunda kaybolan talep sorunu büyük ölçüde biter ve ekip sistemin faydasını somut biçimde görür. Fayda görülmeden benimseme gelmez; bu yüzden ilk aşamada raporlama yerine günlük işi kolaylaştırmaya odaklanmak daha doğrudur. Raporlar zaten düzenli girilen verinin doğal sonucu olarak birkaç ay içinde kendiliğinden anlam kazanır. Erken raporlama ısrarı ise çoğu zaman veri girişini bir yüke dönüştürür.
İkinci adımda teklif ve kaybetme sebebi eklenebilir. Böylece hem satış hunisi anlam kazanır hem de ilk gerçek raporlar üretilebilir. Üçüncü adımda satış sonrası tarafa, yani mevcut müşteriyle ilişkiye geçilir: yenileme tarihleri, düzenli aramalar, memnuniyet takibi. Yeni müşteri bulmak kadar mevcut müşteriyi elde tutmak da CRM'in işidir ve uygulamada en çok ihmal edilen taraf genellikle burasıdır. Mevcut müşteriye yapılacak bir hatırlatma, çoğu zaman yeni bir kişiye ulaşmaktan daha kısa sürede sonuç verir. Bu yüzden tamamlanan işlerin ardından ileri tarihli bir hatırlatma bırakmak sade ama verimli bir alışkanlıktır. Yenileme takvimi olan işlerde bu alışkanlık kendini en hızlı biçimde gösterir.
Alan ve aşama tanımlarını sade tutmak ilk kurulumun en önemli kuralıdır. Sistemi ilk günden çok sayıda alanla doldurmak, ekibin gözünde onu bir form yığınına çevirir ve daha başlamadan direnç üretir. Eksik kalan bir alanı sonradan eklemek kolaydır; gereksiz bir alanı sonradan kaldırmak ise o alandaki verinin bir kısmını çöpe atmak anlamına gelir. Az alanla başlayıp ihtiyaç oldukça büyütmek daha güvenli bir yoldur. İlk kurulumdan sonra birkaç hafta boyunca ekibin geri bildirimini toplamak da ayarları yerine oturtur. Bu dönemde yapılan küçük düzeltmeler, sistemin ekip tarafından sahiplenilmesini de belirgin biçimde hızlandırır. Geri bildirimi toplayan kişinin belirli olması da sürecin takipsiz kalmasını engeller.
Entegrasyonlar ve büyüme yolu
CRM tek başına durduğunda çift veri girişi başlar. En çok işe yarayan bağlantılar genelde şunlardır: web sitesindeki formun doğrudan sisteme düşmesi, e-posta ve takvim eşleşmesi, telefon veya mesajlaşma kayıtlarının ilgili kişiye iliştirilmesi, teklif onaylandığında bilginin muhasebe tarafına geçmesi. Her bağlantı bir elle giriş adımını ortadan kaldırır, bu da hem zaman kazandırır hem hata payını düşürür. Formdan gelen talebin doğrudan bir sorumluya atanması ise cevap süresini kısaltan en görünür kazançtır. Talebin bekletilmeden karşılanması ziyaretçinin başka bir yere yönelmesini önlediği için bu bağlantı genellikle ilk sırada kurulur. Talebin hangi sayfadan geldiğini kaydetmek ise pazarlama kararlarını ölçülebilir kılar.
Bağlantıların hepsini birden kurmaya çalışmamak gerekir. En çok tekrar eden elle işlem hangisiyse ondan başlamak, hem faydayı hızlı gösterir hem riski sınırlar. Ayrıca veri akış yönünü baştan belirlemek şarttır: hangi bilgi hangi sistemde doğru kabul edilir ve diğerini kim günceller. Bu soru cevaplanmadan kurulan çift yönlü aktarımlar, zamanla birbirini bozan iki farklı gerçek üretir ve düzeltmesi hayli zahmetli olur. Her bağlantı için bir sorumlu belirlemek ve düzenli aralıklarla çalıştığını doğrulamak da sessizce bozulan aktarımları önler. Büyüme yolunda atılacak adımları sıraya koymak, bütçeyi ve ekibin dikkatini tek noktada toplamayı da kolaylaştırır.
Bu rehberden çıkarılacaklar
- CRM kayıt tutmak için değil, sonraki adımı zamanında atmak için kurulur.
- Aşama tanımları nesnel olmadığında huni raporlanamaz; öznel ifadeler herkeste farklı anlaşılır.
- Projelerin çoğu teknik nedenle değil, ekip kullanmadığı için sonuç vermez.
- Az alanla başlayın; gereksiz alanı sonradan kaldırmak veriyi çöpe atmak demektir.